YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5966
KARAR NO : 2010/4530
KARAR TARİHİ : 20.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/07/2006 tarihinden itibaren emekli aylığına hak kazandığının tespiti ile ödenmeyen 9 aylık maaşının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, temyiz edenin sıfatına göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/04/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davacının 27/06/2006 tahsis talep tarihini takip eden 01/07/2006 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 01/07/2006 tarihi ile davalı kurumca aylığın bağlandığı 01/04/2007 tarihi arasındaki 9 aylık yaşlılık aylığının birikmiş faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı kurumca davacıya 01/07/2006 tarihi itibariyle aylık bağlanıp01/07/2006-01/04/2007 tarihleri arasındaki birikmiş aylığı ödendiğinden bu konudaki dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının 01/07/2006-01/04/2007 tarihleri arasındaki aylıklar nedeniyle yasal faiz alacağı bulunduğunun tespitine karar vermiştir.
Bazı tespit davalarını düzenleyen özel kanun hükümlerine dayanılarak açılmış tespit davaları dışındaki tespit davalarında istenilen hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa tespit davası hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. Daha açık bir anlatımla eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılamaz.
Öte yandan bir para alacağına ve bu alacağın faizine hükmedilebilmesi için para alacağının miktarının belli olması şarttır. Bir para borcunun miktarı kesin olarak belli değilse yada ancak inceleme sonrası belirlenebilecek durumdaysa böyle bir para alacağına ve faizine hükmedilebilmesi hükmün infaz kabiliyeti bulunmadığından mümkün değildir.
Somut olayda davacı 9 aylık birikmiş yaşlılık aylıklarının birikmiş faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir. Yargılama sırasında 21/12/2007 tarihinde davalı kurumca dava konusu birikmiş aylık davacıya ödenmiş, davacı davasına birikmiş faiz alacağı ve masraflar yönünden devam ettiğini bildirmiş, ancak yargılama safahatı boyunca talep ettiği faiz alacağı miktarını açıklayıp, peşin nispi harcı mahkeme veznesine yatırmamıştır.
Davacının alacak davası açması mümkün iken hukuki yararı bulunmadığından tespit davası açması mümkün olmadığından ve talebini alacak davasına çevirip, birikmiş faiz alacağı miktarını açıklayıp peşin nispi harcı yatırmadığından birikmiş faiz alacağının miktarı da belli olmadığından ” yasal faiz alacağı bulunduğunun tespitine” şeklinde kurulan hükmün infaz kabiliyeti bulunmayacağından mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun mahkeme kararının onanmasına ilişkin kararına katılmıyorum.