YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6157
KARAR NO : 2010/6403
KARAR TARİHİ : 07.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacılar murisi İzzet Demir’in iş kazası sonucu ölümü ile oluşan manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, işveren davalı şirketin olayda kusurunun olmadığı,işveren yönünden illiyet bağının kesilmesi gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
İddia ve savunma ile dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacılarının murisi olan kişinin davalıya ait işletmede ‘Şoför’ olarak çalışmakta iken olay günü kendi idaresinde olan kamyonla Hizan-Bitlis karayolunda seyir halinde olduğu sırada, dava dışı 3.kişi Süleyman Gümüş’ün başı boş bıraktığı hayvana çarpması ile takla atan araçta sıkışarak yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan kusura ilişkin 28.12.2008 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde işçi-muris İzzetin %50, inek sahibi Süleyman’ın da Karayolları Trafik Kanunu gereğince %50 kusurlu olduğu ,işveren davalının ise kusursuz oldukları belirtilmiş olup, mahkemece sözü edilen kusur raporuna göre davalı işverenin olayda kusurunun saptanmadığı (kusursuz) olduğu %50 3.kişi kusuru açısından da illiyet bağının 3.kişinin eylemi ile kesilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüş olup, dosyaya ekli ve işverene karşı açılan Ankara 13. İş Mahkemesinin 22.05.2008 gün ve 2003/1171,2008/367 Karar sayılı dava dosyasında %50 muris sorumluluğuna dayalı olarak düzenlenen maddi tazminat hesap raporuna göre hesaplanan tazminatların Kurum gelirleri ile karşılandığından davanın reddine karar verildiği ve bu hükmün kısa kararla davalıya tefhim edildiği halde davalının temyiz etmediği, bu sebeple olayda davalı yönünden kusur kesinleşmiş ise de usule dair bu kesinleşme davalıyı işverenin sorumluluğu ilkesinden kurtarmayıp, bu yönden mahkemenin eksik inceleme ve yönteme uygun olmayan kusur raporu ile sonuca gittiği ortadadır.
Öte yandan İşverenin tazminattan sorumlu tutulması giderek tazminat miktarının belirlenmesinde; İş Kanunu’nun 77. ve İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Tüzüğü’nün öngördüğü önlemlerin işyerinde alınıp alınmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yönün ise, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranı, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile, tesbit edileceği yönü tartışmasızdır.
Mahkemece hükme esas alınan 28.12.2008 tarihli kusur raporunda %50 muris işçiye,%50 de 3.kişiye kusur verilmiş ise de anılan raporda, davalı işveren yönünden İş Kanunu’nun 77. ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’ne göre bir değerlendirme de yapılmadığı,olayın oluşuna göre bilirkişi heyeti oluşturulmadığı gibi sadece trafik kaza tutanağı esas alınarak rapor düzenlendiği bu durumda karara esas alınan kusur raporunun hükme dayanak yapılacak nitelikte olmadığı da açıktır.
Yapılacak iş; işci sağlığı ve işgüvenliği konularında uzman bilirkişilerden, İş Kanunu’nun 77. ve Yönetmelik hükümleri gözönünde tutularak, davalı işverenin iş kazasının oluşumun da bir kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi yönünden yöntemince kusur rapor almak, alınan raporu, mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve buna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 07.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.