Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6159 E. 2010/6405 K. 07.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6159
KARAR NO : 2010/6405
KARAR TARİHİ : 07.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, davalı … İnşaat AŞ’nin Ürdün-Amman’da bulunan inşaat şantiyesinde “kanal ustası” olarak çalışmakta iken 26.11.2006 tarihinde iş kazası geçirdiğini bildirerek kaza sonucu oluşan iş göremezliğe dayalı olarak maddi ve manevi zararlarının işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının davalı işverenin SGK ile yaptığı “malüllük, yaşlılık ve ölüm topluluk sigortası” sözleşmesi ve 11.8.2006 tarihli işverenle yaptığı iş sözleşmesine dayalı olarak davalının Ürdün-Amman’da bulunan inşaat işyerinde “kanal ustası” olarak çalışmaya başladığı, işveren tarafından düzenlenen iş kazası raporu ile de işyerinde mekanik atölyede flanz kesme testeresinde çalışmakta iken sol kolunu makinaya kaptırması sonucu, sol kolunun kesildiği, SGK iş kazası soruşturma raporu (09.01.2008 gün ve 1 sayılı) ile de, davacının Türkiye ile Ürdün arasında ikili Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin olmaması, işverenle yapılan Topluluk Sözleşmesinin ise “iş kazaları” sigorta kolunu kapsamaması nedeni ile davacının geçirdiği kazanın 506 sayılı Yasa kapsamında iş kazası sayılamayacağının tesbit edildiği görülmektedir.
Davanın yasal dayanağı BK.nun 332. ve 4857 sayılı Yasa’nın 77.maddesidir. Borçlar Kanununun 332.maddesinde iş sahibinin, akdin hususi halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede işçinin çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi ile birlikte ikamet etmekte ise, sıhhi yatacak yer tedarikine mecbur olduğu, iş sahibinin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olduğu, 4857 sayılı Yasa’nın 77.maddesinde ise işverenlerin işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü olduğu bildirilmiştir.
Davada, olayın SGK açısından iş kazası sayılamayacağı ekli rapor ve topluluk sözleşmesi hükümlerine göre açık ise de; davacının işverenine karşı açtığı davada, olayın işveren yönünden BK’nun 332. ve 4857 sayılı Yasa’nın 77. maddeleri kapsamında iş kazası olduğu tartışmasızdır. Davacı, Türk işveren nezdinde yurt dışında bulunan işyerinde çalışmakta iken kaza geçirmiş olup, işverenin iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştırdığı işçisinin geçirmiş olduğu kaza nedeni sorumlu olduğu halde, mahkemece olayın SGK yönünden iş kazası sayılamayacağı için davalı işveren yönünden de bu gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının davalı işveren nezdinde çalışmakta iken 26.11.2006 tarihinde geçirdiği olayın davalı işveren yönünden iş kazası olduğunun kabulüyle iş kazası sonucu oluşan maluliyetini yöntemince tesbit ettikten sonra, olaya ilişkin kusur ve hesap raporlarını alarak oluşacak sonuç gereğince bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hatalı yorum ve gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 7.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.