Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6178 E. 2010/4829 K. 26.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6178
KARAR NO : 2010/4829
KARAR TARİHİ : 26.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 01.06.1992-28.03.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Davalı …’ın temyizi yönünden;
Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda, hüküm 01/12/2008 tarihinde temyiz edenin yüzüne karşı tefhim edilmiş, temyiz ise 12/12/2008 tarihinde yapılmıştır. Şu duruma göre, davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 01/06/1990 Tarih ve 1989/3 E., 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davalı işverenin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine,
2-Davalı Kurum vekilinin temyizine gelince,
Davacı, davalıya ait “oto tamir” işyerindeki işçi olarak 01/06/1992-28/03/2005 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespitini istemiştir.
İstek , tanık beyanına dayanılarak yazılı şekilde hüküm altına alınmış ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup, usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçekten bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlemeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları ya da komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16/09/1999 gün, 1999/21-510-527, 30/06/1999 gün 1999/21-549-555, 05/02/2003 gün 2003/21-35,64, 15/10/2003 gün 2003/21-634-572, 03/11/2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-587 ve 01/12/2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise, açıklanan şekilde bir incelemenin yapılmadığı ortada olup, sadece yetersiz tanık beyanları ile hüküm kurulduğu, işyerinden 1992-1997 tarihleri arasında kuruma dönem bordrosu verilmediği işyerinin 01/04/1997 tarihinden itibaren kapsama alındığı açık olduğu halde kayıtlı komşu işyerleri tanıkları dinlenmeden sonuca gidildiği, dinlenen tanık sözlerinin ise çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kaldığı, giderek tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olmadığı açıktır.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu gözönünde tutularak davacının 01/06/1992-01/04/1997 tarihleri arasında çalıştığına ilişkin isteminde bu tarihler arasında çalışan komşu işyeri kayıtlı çalışanlarını resen yapılacak zabıta ve diğer araştırmalar ile belirlenerek anılan kişilerin bilgilerine başvurmak ve davanın niteliği dikkate alınarak gerektiğinde resen yapılacak araştırma ve incelemeler ile çalışmanın niteliği ve süresi saptanmalı, gerektiğinde iş ve sosyal güvenlik hukuku konusunda uzman bir bilirkişiden varsa çalışma dönemleri ve bildirimsiz sürelere ait çalışma ücreti ve dönemlerini gösterir, yöntemince raporda alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’a iadesine, 26/04/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.