YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6214
KARAR NO : 2010/4271
KARAR TARİHİ : 13.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 1.1.2008 olduğunun ve 1.1.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, bağlanacak aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun davacının sigorta başlangıç tarihinin 16.7.1977 olduğunun tespitine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Sosyal Sigortalır Kurumuna yaptığı borçlanma dikkate alınarak sigorta başlangıç tarihinin 16.7.1977 tarihi olduğunun ve 01.01.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, sigorta başlangıç tarihinin 16.7.1977 tarihi olduğunun kabulüyle davacının 01.01.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa’nın 81/C maddesine göre 1.1.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da geçen 16.07.1977-30.1.1982 ve 21.3.1983-1.3.1996 tarihleri arasındaki 5400 çalışma gününe isabet eden 22.351.14-TL 24.12.2007 tarihinde, Sosyal Güvenlik Kurumana ödeyerek borçlandığı, tahsis talep tarihi olan 24.12.2007 tarihinde 15 yıl sigortalı ve 5400 gün prim ödemesi bulunduğu konusunda ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 11.03.2008 tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi uyarınca mı, yoksa 23.05.2002 tarih ve 4759 sayılı Yasa’nın 3 maddesi ile değişik 506 sayılı Yasa’ya geçici 81/C madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın geçici 81/C-a maddesi, 23.05.2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanabileceği kabul etmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 11.03.2008 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi ile ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün prim ödemesi gerektiğini kabul etmiştir.
Somut olayda davacı, 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da geçen 16.7.1997-30.1.1982, 21.3.1983-1.3.1996 tarihleri arasındaki 5400 çalışma gününe isabet eden 22.351.14-TL Kuruma 24.12.2007 tarihinde ödemiştir. 4447 sayılı Yasa’nın 17. maddesi ile 506 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 81/C. maddesinin yürürlüğe girdiği 23.05.2002 tarihinde Türkiye’de Sosyal Sigortalar Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanma da bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 11.03.2008 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.07.2009 gün ve E:2009/21-309, K:2009/322 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.