Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6273 E. 2010/7138 K. 17.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6273
KARAR NO : 2010/7138
KARAR TARİHİ : 17.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar- karşı davalılar, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine; Davalılar- Karşı Davacılar ise, işçinin kusurundan dolayı Fabrika binasında yangın çıkması nedeniyle hasar ve kazanç kaybına uğradıklarından bahisle 150,000 TL tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davacılar- karşı Davalıların açtığı davanın kısmen kabulüne, davalılar- karşı davacıların açtığı davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün davalılar- karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalılar karşı davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Uyuşmazlık, sigortalı …’ nün geçirdiği iş kazası sonucu %100 oranında iş göremez duruma gelmesi nedeniyle davacı kazalı sigortalı …’nün maddi ve manevi ,anne, baba ve kardeşin manevi tazminat istemi ile bu dava ile birleşen davalı -karşı davacı işverenin iş yerindeki hasarın giderilmesine ilişkin açtığı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl dava yönünden yargılamanın devamı sırasında ölen sigortalı … için 100.000,00 TL manevi baba … için 40.000,00 TL anne … için 40.000,00 TL manevi, kardeş … içinde 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, birleşen karşı dava yönünden ise sigortalı ölen … aleyhine açılan davanın ölü kişi aleyhine dava açılamayacağından bahisle reddine diğer davalılar sigortalının mirasçıları …, … ve … yönünden ise talep edilen zararın ve illiyet bağının kanıtlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiş; Karar davalılar karşı davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak, cismani zarar kavramına (Borçlar Kanunu’nun 46 ve 47. md.) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği, bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğün de korunduğu öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması durumunda, onun (ana, baba, karı, koca gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa, onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara uğrama söz konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.4.1995 gün ve E:1995/11-122, K:1995/430 sayılı, 23.09.1987 gün ve E:1987/9-183, K:1987/655 sayılı kararları da aynı esaslara dayanmaktadır.
Somut olayda, 24.6.2007 tarihinde, davacıların çocuğu ve kardeşi olan davacı …’un geçirdiği iş kazası sonucu %100 oranında iş göremezliğe uğradığı, sigortalının %10, davalı tarafın %90 oranında kusurlu olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İş göremezlik oranı ve diğer kanıtlara göre sigortalı … ağır bir cismani zarara uğramış,nitekim yargılama sırasında da ölmüştür.Hal böyle olunca, davacıların ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğu açıktır.
Öte yandan, Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle, hakimin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı, sigortalının yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği ancak karşı taraf yönünden de bir zenginlik aracı olamayacağı açıktır.Bu ilkeler gözetildiğinde sigortalı …’nün % 100 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde cismani zarara uğraması nedeniyle davacı anne, baba ve kardeş yönünden takdir olunan manevi tazminatın yüksek olduğu açıktır.
Birleşen karşı davaya gelince;
Davacılar … Ltd. Şirketi, … ve … Samsun 2.İş Mahkemesinin 2007/341 E,sayılı dosyası ile davalılar-karşı davacılar aleyhine 17.8.2007 tarihinde açtıkları dava ile Sigortalı …’un kazalanmasına sebebiyet veren olayda kusurlu olduğunu ileri sürülerek bu olay nedeniyle fabrika binasında çıkan yangın dolayısıyla iş yerinde meydana gelen hasar ve kazanç kaybına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakların saklı tutarak 150.000 TL maddi tazminata karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece davalı –karşı davacı …’nün bu dava açılmadan önce 4.8.2007 tarihinde öldüğü gözetildiğinde bu davalı yönünden ,davanın açılış tarihi itibariyle ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı … yönünde de bu davalının kusurunun ve illiyet bağının kanıtlanamaması nedeniyle bu davalı yönünden de redde karar verilmesi doğrudur.Ancak,davalılar anne … ve Baba … ‘ın sigortalının yasal mirasçısı olarak borçlarından sorumluluğu devam ettiğinden davalı Ölen …’nin fabrikada çıkan yangın ve oluşan zarara ilişkin kusur durumu belirlenip zarar miktarı saptanarak meydana gelen zarar ve bu zarardan ölenin kusuruna isabet edecek miktar konusunda taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davalılar-karşı davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.