Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6332 E. 2010/4416 K. 19.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6332
KARAR NO : 2010/4416
KARAR TARİHİ : 19.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 14.12.1983 tarihinden itibaren bağkur sigortalısı olduğunun tesbiti ile 4.2.2005 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 14.12.1883 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu … sigortalısı olduğunun ve 04.01.2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile,davacının sigorta başlangıç tarihinin vergi borçlanması yaptığı sürenin başlangıcı olan 14.11.1983 tarihi olduğuna ve davacıya dava tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmişse de varılan sonuç doğru olmamıştır.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3 165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 14.12.1983 tarihinden itibaren … Hırdavat Sanayi Ticaret AŞ’nin kurucu ortağı olduğu, 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak 04.10.2000 tarihinden itibaren 5.2.2004 günlü talebi üzerine Kurumca yapılan tescilinin bulunduğu,Kuruma yapılmış tahsis talebinin ise bulunmadığı anlaşılmaktadır.
1479 Sayılı … kanununda dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesine benzer şekilde geçmiş günlerin tesbitine olanak sağlayan yasal düzenleme mevcut değildir. Başka bir anlatımla … Kanununda açık bir hüküm olmadığından geçmiş hizmetlerin tesbitine olanak yoktur.24.07.2003 tarihli 4956 sayılı Yasa’nın 47.maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 18.maddede bu kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olan sigortalıların sigortalılıklarının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olan hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğden itibaren bir yıl içinde ödemede bulunduklara taktirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının 04.10.2000 tarihinden önce sigortalı olarak tescilinin bulunmadığı, geçici 18.madde gereğince geçmiş vergide kayıtlı sürelerini borçlanmasına ilişkin talebini ise 05.02.2004 tarihinde yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının uyuşmazlık konusu olan 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasında Anonim Şirketin kurucu ortaklığına dayalıvergi kaydı bulunmakta ise de 1479 sayılı Yasa’nın Ek 18. maddesindeki kuruma 6 ay içersinde müracaat şartının olayda bulunmadığı 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren geçici 18.maddede ki borçlanma talep süresinin 02.02.2004 tarihinde sona erdiği davacının yasal süreden sonra yaptığı borçlanma talebinin Kurumca geçerli sayılarak davacının yaptığı borçlanma prim ödemesinin , açık yasa hükmü karşısında davacıya hak kazandırmayacağı ortada olup bu halde de dava tarihi itibariyle dahi davacının yaşlılık aylığına yeterli hizmet süresinin bulunmadığı da açıktır.
Mahkemece istemin reddine karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.