YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6514
KARAR NO : 2010/4924
KARAR TARİHİ : 29.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde ve 15.05.2004-15.05.2005 tarihleri arasında geçen Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalıya ait işyerinde 15.05.2004-15.05.2005 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının davalı işyerinde 15.05.2004-15.03.2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 15.5.2005 tarihinde davalıya ait 1025673 işyeri sicil numaralı işyerinde kapıcı olarak işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 20.05.2005 tarihinde Kuruma verildiği, işyerinin 13.05.2005 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalı işyerinde 15.5.2005-15.3.2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, uyuşmazlık konusu dönemde dava dışı işyerlerinden 17.9.2004-30.12.2004, 18.01.2005-31.03.2005, 25.04.2005-14.05.2005 tarihleri arasında bildirilen hizmetlerinin bulunduğunu ancak davacının bu bildirimlerin yapıldığı işyerlerinde çalışmadığını beyan ettiği, davalının ise davacının kapıcı olarak işe başladığı 15.5.2005 tarihinden öncesinde sitenin müteahhidi yanında bekçi olarak çalıştığını bildirdiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda fiili çalışmanın varlığına ilişkin delillerin resen toplanıp değerlendirilmesi gerekirken, davalı sitede hangi tarihten itibaren oturulmaya başlandığı araştırılmadan ve uyuşmazlık dönemi ile çakışan ve dava dışı işyerinden yapılan bildirimlere ilişkin kayıtlar getirtilip davacının bu işyerlerinde çalışmadığı yönündeki iddiası değerlendirilmeden bu bildirimlerle, davalı işyerinden yapılan bildirimleri de kapsayacak şekilde mükerrer sigortalılığa karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davalı site yönetiminin ilk defa göreve başladığı tarihten itibaren ve varsa bu tarihten önce ikamet edenlerce tutulan tüm kayıt ve defterler getirtilip, muhtarlık kayıtları ve zabıta araştırması ile sitede hangi tarihten itibaren oturulmaya başlandığı saptanarak, gerektiğinde sitenin veya sitede ikamet edenlerin işlerini yapan işyeri sahibi ve çalışanları tespit edilip bunların beyanlarına başvurularak, öncelikle davalı işyerinde kapıcılık hizmeti verilmeye başlandığı tarihi hiçbir tereddüt ve kuşkuya vermeyecek şekilde belirlemek, daha sonra davacının uyuşmazlık konusu dönem içerisinde çalışmadığını iddia ettiği başka işyerlerinden yapılan bildirimlere ait işyeri ve SSK kayıtları getirtilerek bu çalışmaların davacı adına olup olmadığını ve bu çalışmaların sitenin müteahhidi yanında geçip geçmediğini tesbit etmek, davalı işyerinde kapıcılık hizmetlerinde çalışıp çalışmadığı konusunda ise davalı işyerinden Kuruma verilen dönem bordroları getirtilip bordrolarda adı bulunan tanıklardan resen seçilenlerin beyanlarına başvurmak, davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırma genişletilip bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işveren ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen çalışanlarının zabıta marifetiyle belirlenip dinlenerek, kuruma bildirilen süreler dışındaki dönemlere ait süreler yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar vermektir.
Kabule göre de, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesi gereğince hakim talepten fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.Davacı 15.05.2005 tarihine kadar olan çalışmalarının tesbitini talep ettiği halde HUMK’nun 74.maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle yeniden tesbitinde hukuki yararı bulunmayan kurumca tesbit edilen sürelerde de çalıştığının tesbitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine, 29.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.