YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6599
KARAR NO : 2010/4439
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından düzenlenen 30.07.2007 tarihli 2007/87 ve 2007/88 takip nolu ödeme emirlerinin ve icra takiplerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davalı Kurum tarafından tasfiye halinde bulunan şirketin prim borçları nedeniyle düzenlenen 30.07.2007 tarihli 2007/87 ve 2007/88 takip nolu ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davanın 20.08.2007 tarihinde tasfiye memuru tarafından açıldığı,Ticaret Sicil Memurluğu’nun 27.11.2007 tarihli yazısından davacı Tasfiye Halinde Bartın Tekstil Sanayi ve Ticaret A. Ş.’nin Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/151 E 2006/318 K sayılı Kararı ile 01.06.2007 tarihi itibari ile iflasının kapatılmasına karar verildiği kararın kesinleşmesi sonucu 27.11.2007 tarihinde şirketin Ticaret Sicil kaydının silindiği anlaşılmaktadır.
Özel hukuk tüzel kişilerin medeni haklardan istifade ehliyetine sahip olduklarından taraf ve dava ehliyetine sahiptirler. Tüzel kişilerin dava ehliyeti, kanuna tüzüklerine göre bunun için gerekli organlara sahip olmaları ile başlar ve taraf bulundukları davaları organları aracılığıyla takip ederler. Tüzel kişilerin dava takibine yetkili organları, dış organlarıdır. Yani tüzel kişiyi üçüncü kişilere karşı temsil eden yönetim kurulu, müdürler gibi organlardır.
Tüzel kişiliğin son bulması halinde yalnızca tüzel kişiliği ilgilendiren yani ortaklarının veya alacaklılarının mal varlıklarını etkilemeyen haklara ilişkin davalar konusuz kalır. Bu davalara devam olunamaz. Ancak yalnız tüzel kişiliği ilgilendirmeyen ortaklarının veya alacaklarının mal varlıklarını etkileyen davalar tüzel kişiliğin son bulması ile konusuz kalmaz.
Anonim Şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik Ticaret Sicilinden silinse bile, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK’nun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı Kararı).
Bu durumda, yargılama devam ederken 27.11.2007 tarihi itibari ile tüzel kişiliği sona … davacı şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına gidilerek raf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilerek sonuçlandırılması gerekir.
TTK’nun 224 ve 445. maddelerinde tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır.
Yapılacak iş; bu şirketin Ticaret Sicil Memurluğundan sicilden silinmeden önceki Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinin isim ve adresleri sorularak bunlara duruşma gününü C.Savcılığı kanalıyla tebliğ etmek, tüzel kişiliği sona … şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde ayrı bir dava açılması için HUMK.nun 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel vermek, dava açıldığı, takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme olanağı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, usulüne uygun şekilde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın Ticaret sicilinden silinen şirketi temsil yetkisi bulunmayan tasfiye memuru huzuruyla yargılamanın sürdürülerek sonuçlandırılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurumun öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.