YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6842
KARAR NO : 2010/6639
KARAR TARİHİ : 08.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki delillere, karardaki gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının iş kazası sonucu % 6,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayda % 100 oranında kaçınılmazlık olduğu mahkemece, davalı işverenin %60 oranında sorumlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 26.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 7.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 5.000,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 10.251,00 TL maddi tazminatın ve 7.000,00 TL manevi tazminatın 9.12.2005 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.231,00 TL ve manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 840,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aynı tarife gereğince reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 575,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan toplam 189,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan takdiren 180,00 TL’sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Alınması gereken 1.024,71 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 303,70 TL’ nin mahsubuyla bakiye 721,10 TL. nisbi harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 303,70 TL nisbi harç ile 29,60 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 333,30 TL. harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
08.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi