YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7063
KARAR NO : 2009/16836
KARAR TARİHİ : 22.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan As-Çelik Döküm İşl.San.Tic.Ltd.Şti…… ve …… Vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, temyiz yatırma başvuru harcının temyiz edenlerce yatırılmış olduğu anlaşılmakla, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 22.12.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava 1.11.2003 tarihli ” Sulh ve İbraname ” başlıklı belgenin geçersizliğinin tesbiti ve iptali ile davacıların yakınları olan sigortalının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacılar…ve Hatice …’ın davalıları ibra ettiklerine ilişkin l.ll.2003 tarihli belgeyi imza ettikleri imzalarını inkar etmedikleri, verilen ibranın kayıtsız, şartsız olduğu, bir taahhüde bağlı olmadığı ve geçerli olduğu, manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gereğince manevi zarar ibranamede açıklanmakla sonradan artırılamayacağı gerekçesi ile bu davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İbra alacağın tasfiyesini içeren tasarrufi bir sözleşmedir. Alacaklı bununla borçludan sağladığı menfaat karşılığı alacağını terk eder. İfade edilen menfaat “ödemedir.” MK.nun 2. maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve bu borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkca kötüye kullanılmasını kamu düzeninin korumayacağı bildirilmiştir. Sözleşmenin bu kurallara uygunluğu aranır. Konuyla ilgili doğrudan bir açık hüküm bulunmaması halinde ibranın doğruluk ve güven kurallarına aykırı olmaması gerekir.
Öte yandan iş hukukunda ibranın kendisine özgü bir yapısı vardır. Çünkü zayıf durumda olan kişinin karşı ile eşit olmadığı ve yapılan işlemlerin eşit konumda iradeden çıkmadığı bellidir. Zayıf iradenin korunması, yalnızca iş hukukunu değil, salt hukukun işlevidir. Ayrıca sorumluluk hukuku özellikle insan zararlarında, mağduru koruyucu normlar ihtiva etmektedir.
Somut olayda ölen sigortalının anne ve babası olan davacı…ve Hatice … okuma yazma bilmediklerini, ibranamede yazılı miktardaki paranın ödenmediğini, ibranamede yazılı şeylerden bihaber olduklarını, bu ibranemeyi ibranamede imzası bulunan kendi çocukları olan… …’ın yanıltması sonucu davalı işveren şirket tarafından ölen sigortalı oğlu …’in çocuklarına bir ev alınıp, aylık maaş ödenmesi ve para verilmesi için imzaladıklarını zannettiklerini, ibranamede kendilerinin 3.000,00 TL ödendiğinin yazılı olduğu hakkında kendilerine bilgi verilmediğini, para da ödenmediğini ileri sürmüşler, mahkemece isticvap edilmişler, beyanlarında, davalı şirketin avukatının bürosunda davalı tarafça paranın kendilerine mi yoksa ölen …’in çocuklarına mı verilmesini istediklerinin sorulduğuna, parayı ölen … çocuklarına verin dediklerini beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Dinlenen tüm tanıklarda beyanlarında davacı anne ve babaya ibranamede yazılı 3.000,00 TL’nin ödenmediğini beyan etmişler, davalı şirketin 1.11.2003 tarihli “sulh ve ibraname” başlıklı belgede davacı anne ve babanın manevi zararları karşılığı olarak herbirine 3.000,00 TL ödendiği, bu para karşılığında …, …, Sever Seçkin ile As- Çelik Döküm İşl.San.ve Tic.Ltd.Şirketini ibra ettiklerinin yazılı olduğu, 11.4.2003 tarihli ” sulh ve ibraname” başlıklı belge de ise ölen sigortalının boşandığı eşi …… çocukları….. ve …’ın maddi ve manevi zararının 11806.000/8511912 poliçe sayılı işveren mali sorumluluk sigortası tarafından ödeneceği, sigorta tarafından para ödenmemesi halinde ise Kanarya Yapı Konut Kooperatifinden alınacak olan daire nedeniyle ödünç verilen 10.000,00 TL ve aylık 425,00 TL ödemelerinin yapılması karşılığında maddi ve manevi tazminat alacaklarından …, …, …… ile As-Çelik Dök.İşl.San.ve Tic.Ltd.Şirketini ibra ettiklerini, davalı şirketçe … …’ın mirasçılarına kaza tarihinden beri ayda 425,00 TL ödendiğini, bu ödemenin SSK Başkanlığınca aylık bağlanıncaya kadar devam edeceğini, ödenen meblağın işveren mali sorumluluk sigortasından tahsil edilecek ödenmeden davalı şirketçe geri alınacağı, …..nın kendisine asaleten ve çocuklara velayeten Av…..’e ve Av….’a vekalet vereceği, bu avukatların Başak Sig.A.Ş.’den sigorta ödencesini tahsil edeceği, davalı şirketin kooperatif hissesi devri için 30.000,00 TL’yi ödünç olarak verdiğini, bu paranın sigortadan alınacak paradan şirkete geri ödeneceği, sigorta para ödemez ise……nın davalı şirkete gere ödeme yapmayacağı yazılı olup Nilgün Ballı’nın kendisine asaleten çocukları ….. ve ………’a velayeten ibranameyi imzaladığı görülmektedir.
Davacılar iradelerinin fesada uğradığını ileri sürdüklerine göre ibraneme şekli kurallara uygun olsa dahi bu ibraname iradeyi fesada uğratan hata, hile ve korkutmaya (ikrah) dayalı olmadığı sürece geçerlidir.
Hile genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede yanıltma söz konusudur.Korkutmada bir kimseyi bir hukuksal işlem yapmaya yönlendirmek için bilerek hukuka aykırı bir davranışla o kişiden istenilen irade beyanında bulunmaz ise kötülüğe uğrayacağı kanısının yaratılması o kişinin korkutulmasıdır.Yaratılan korku sonucu irade bildiriminde bulunan kişinin iradesinin oluşumu sakattır.Sakatlık irade bildiriminde değil ,iradenin oluşumundadır.Sakatta olsa irade vardır.Korkutulan iradesini isteyerek açıklamış olmakla beraber bu irade … karar ve düşüncenin sonucu değildir.Ne var ki korkutulanın bildirimi iradesine uygundur.
Bu iki ibranamenin tetkikinden ölen sigortalı …’in çocuklarına bir kooperatiften ev alınması için davalı şirketin 30.000,00 TL peşinat, ayda 425,00 TL kooperatif aidatı ödemeyi üstlendiği, ayrıca çocuklarına SGK Başkanlığından aylık bağlanıncaya kadar kaza tarihinden itibaren ayda 425,00 TL para verdiği, sigortalının boşandığı eşi ……ya da 10.00,00 TL borç verdiği, ancak yaptığı tüm bu ödemeleri işveren mali sorumluluk sigortası olan Başak Sigorta’nın davacılara ödeyeceği tazminattan geri almak kaydı ile yaptığı ve çocuklara velayeten anne …….nın sigortadan alınacak tazminat için davalı şirket avukatlarına vekaletname verdiği, sigorta şirketinden ödenecek tazminat karşılığı ölen sigortalının çocuklarının davalı şirket ile diğer davalıları ibra ettikleri gerçekte davalı şirket ve diğer davalılar tarafından sigortalının çocuklarına ev alınması, aylık ödenmesi ile ilgili kendi mameleklerinden herhangi bir paranın çıkmadığı, davacı anne ve babanın bu konuda hataya düştükleri “yanıldıkları” ibranameyi imzaladıkları sabittir. İbranın rızayı ifsat eden hata sebebiyle malul olduğu kanıtlanmakla doğurduğu netice bakımından hataya düşen kimseye talep hakkı bahşedeceğinde kuşku yoktur.
Davalılar ancak davacılara veya davacıların torunlarına ibranamede yazılı miktar parayı ödediklerini belge ile kanıtlar iseler manevi tazminat ödeme sorumluluğundan kurtulabilirler.
Mahkemece davalı tarafa davacılara veya torunlarına bu paranın ödendiğine ilişkin ödeme belgelerini ve işverenin resmi defterlerini sunması için kesin önel verilmeli ve çıkacak sonuca göre davacıların manevi tazminat talepleri ile ilgili bir karar verilmelidir.
Mahkeme kararının kararı temyiz eden davacılar…… ve … yönünden yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulması gerektiği görüşünde olduğundan Sayın Çoğunluğun l.11.2003 tarihli “Sulh ve İbraname” başlıklı belgenin geçerli bir ibra belgesi olduğu görüşüyle mahkeme kararının onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.