YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7162
KARAR NO : 2009/13202
KARAR TARİHİ : 20.10.2009
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 324.122.64TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.10.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 13.01.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yardıma muhtaç % 100 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığı gibi ıslahen artırılan maddi tazimat miktarı için faiz isteminde bulunulmadığından bahisle, maddi tazminatın ek dava ile istenilen bölümü reddolunarak maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kabulü ile kısmi dava dilekçesinde istenen maddi tazminat miktarı ile manevi tazminatın olay tarihinden, ıslahen artırılan maddi tazminat miktarının ise faizsiz olarak davalıdan tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf avukatlarınca temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin maddi tazminatın miktarını tayini ile manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı yerindedir. Ancak maddi tazminatın ıslahen artırılan bölümü için faiz isteminin bulunulmadığının kabulü hatalı olmuştur. Gerçekten davacının maddi tazminat isteminin ıslahen artırılmasına ilişkin 27.12.2007 tarihli ıslah dilekçesinin kapsamına, kaleme alınış biçimine ve yorumuna göre davacının ıslahen artırılan miktar içinde olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istediği açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da 27.10.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılan maddi tazminat miktarı içinde olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmek gerekirken, ıslah dilekçesinde faiz istenmediğinin kabulü ile maddi tazminatın ıslahen artırılan bölümünün faizsiz olarak tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasında yazılı bulunan:
“299.122,64-TL maddi tazminatın 1.000,00-TL’lik kısmının 13.01.2003 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile ıslah edilen kısmın faizsiz olarak,” rakam ve sözcüklerinin silinerek yerine;
“299.122,64-TL maddi tazminatın 13.01.2003 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, davacı yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, taraflarca 60.00-TL temyiz başvuru harcının yatırılmış olduğu anlaşılmakla, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 20.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.