Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/7228 E. 2010/5523 K. 10.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7228
KARAR NO : 2010/5523
KARAR TARİHİ : 10.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı,davalı işveren nezdinde Mart 2003-31.12.2007 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava davacının , davalıya ait işyerinde 2003 yılı Mart ayından 31.12.2007 tarihine kadar aralıksız çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 1.3.2003-31.12.2007 tarihleri arasında cezaevinde kaldığı 2007 yılı Haziran , Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında dışında kalan dönemlerde sürekli çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalıya ait işyerinden Kuruma bildirimde bulunulmadığı, işyerinin 10.6.2005 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, dönem bordrolarının getirtildiği, davacı hakkında yapılan bir ceza soruşturması nedeniyle 13.6.2007-6.9.2007 tarihleri arasında cezaevinde tutuklu kaldığı, davalı işveren tarafından dosyaya sunulan 2002- 2007 yılları arasını kapsayan işyeri çalışma çizelgesinde davacının 8.11.2005-27.12.2007 tarihleri arasında aralıklı olarak çalıştığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda fiili çalışmanın varlığına ilişkin delillerin resen toplanıp değerlendirilmesi gerekirken, davalının bordro tanıkları ve bu bordro tanıklarını beyanlarını destekleyen çalışma çizelgesi içeriği taraflara ve çalışanlara sorulup tartışılmadan , uyuşmazlık döneminin tümünde çalışması olmayan davacı tanıklarının anlatımları ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur
Yapılacak …, uyuşmazlık döneminde çalışmaları işyeri dönem bordrolarına geçen ve dinlenmeyen bordro tanıkları ile, işverence dosyaya sunulan çalışma çizelgelerinde adları geçen çalışanları dinlemek, işyerinin 10.6.2005 tarihinde Yasa kapsamına alınması ve davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilip uyuşmazlık döneminde çalışması bulunan komşu işyeri işveren ve bu işverenleri tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurmak suretiyle işyerinde geçen çalışmanın aralıklı olup olmadığı saptandıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının çalışmalarını hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlemek gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan …’ya iadesine 10.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.