Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/7397 E. 2009/13206 K. 20.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7397
KARAR NO : 2009/13206
KARAR TARİHİ : 20.10.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 170.000.00TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.10.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 08.12.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde taraf avukatlarınca temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin davacılar yararına manevi tazminatın takdirinde isabetsizlik yoktur. Ne var ki hüküm altına alınan tazminat miktarına göre avukatlık ücretinin belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğü anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. İhtiyari dava arkadaşlarının davada birlikte hareket etmeleri sadece biçimsel bakımdandır. Esas olarak ihtiyari dava arkadaşlarının davaları biri biriden bağımsızdır. Bu duruma göre de, kabul edilen ve reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden İhtiyari dava arkadaşlarından her biri için kabul edilen bölüm üzerinden lehine ve reddedilen bölüm üzerinden de aleyhine ayrı ayrı avukatlık ücretinin belirlenmesi gerekir. Hal böyle olunca da hüküm altına alınan manevi tazminatların toplamı üzerinden tek bir dava varmış gibi, taraflar yararına avukatlık ücretine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, avukatlık ücretinin tespitindeki hatanın davacı tarafça temyiz konusu yapılmış bulunmasına göre, davacılar yararına düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının davacılar yararına avukatlık ücretinin takdirine ilişkin 4. bendinin tümüyle silinerek yerine;
“ 4- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacılar yararına hüküm altına manevi tazminat miktarları üzerinden davacı … için 5.400,00-TL, davacılar İlker, Adnan, Rüstem Kaan, Muhammed Yusuf Göktepe’den her biri için ayrı ayrı 3.400,00’er TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, taraflarca 67,20 TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğundan, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ilgiliye yükletilmesine, 20.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.