Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/7636 E. 2010/5468 K. 10.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7636
KARAR NO : 2010/5468
KARAR TARİHİ : 10.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde Ocak 1992-Mart 2001 ile Eylül 2002-25.7.2006 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle,işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, tesbit davasının reddine,işçilik alacağı davasının kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, davalıya ait işyerinde Ocak 1992-Mart 2001 tarihleri ile Eylül 2002-25.07.2006 tarihleri tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığını ileri sürerek eksik bildirilen çalışma süresinin tesbiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece hizmet tespiti yönünden istemin reddine,işçilik alacakları isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tesbit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalılar çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tesbit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği açık- seçiktir.
Yerleşik Yargıtay görüşü, birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmesi halinde çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış varsa hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı, çıkış tarihinden sonra işçinin aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesi veya hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağıdır. Bu nedenle işe giriş ve çıkış tarihleri arasındaki kısmi bildirimin aksinin eşdeğer belgelerle ispat edilebileceği kabul edilmelidir. Ancak birden çok işe giriş bildirgesi verilmesi ve sigortalının bildirilmeyen dönemlerde başka işverenlere ait … yerinde çalışmasının bulunmaması halinde çalışmanın kesintisiz geçtiğinin kabulü ile hak düşürücü sürenin işlemesine engel olacağı kabul edilmelidir.
Öte yandan Dairemizin ve Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri askerlik süresi içinde … akti askıda olduğundan askerliğin bitimi ile tekrar eski işe dönülmekle hak düşürücü sürenin işlemeyeceği yönündedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının Uyuşmazlık konusu dönem içinde davalı adına tescilli … sicil nolu … yerinden 01.01.1998 tarihinde ilk, 01.09.2005 tarihinde olmak üzere 7 adet işe giriş bildirgesi verildiği, … yerinin 01.08.1988 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, sözkonusu … yerinden davacının 01.01.1998-15.12.1998 tarihleri arasında (1998/1 dönem 60 gün, 1998/2 dönem 60 gün, 1998/3 dönem 46 gün,); 15.05.1999-30.12.1999 tarihleri arasında (1999/2 dönemde 60, 1999/3 dönemde 60 gün); 01.08.2000-01.01.2001 tarihleri arasında (2000/2 dönem 30 2000/3 dönem 120, 2001/1 dönem 1 gün); 24.04.2003-31.01.2004 tarihleri arasında (2003/1 dönem 2 2003/2 dönem 60, 2003/3 dönem 60, 2004/1 dönem 15 gün), 26.06.2004-25.05.2005 tarihleri arasında (2004 yılı 6 ay 5 gün, 9 ay 30 gün, 7,8,10,11,12, aylar ile 2005 yılı 1 ay 15 gün, 2005 yılı 2 ay 6 gün) 01.09.2005 ile 2006 yılı 7 ayları arasında ( 2005 yılı 9,10,11,12 aylar 15 gün, 2006 yılı 1,2,3,4,5,6,7 aylar 30 gün) çalışmalarının Kuruma bildirildiği, uyuşmazlık konusu dönemde başka … yerinden bildirim yapılmadığı, 1998 yılı 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12 aylar, 1999 yılı 5,6,7,8,9,10,11,12 aylar, 2000 yılı 9,10,11,12 aylara ait ücret bordrolarında davacının imzasının bulunduğu, ayrıca işveren tarafından … yerinde geçen ve kuruma eksik bildirilen çalışmalar ile ilgili 2004 yılı 4 ay ile 2006 yılı 5 aylarına ait dönem yönünden puantaş ve eksik bildirim formları ile kuruma bildirmiş bu dönemde davacının çalışma süreleri ile ilgili puantaj ve belgelerini imzaladığı , davacının giriş bildirgeleri ve bordrolardaki imzaları işten çıkarılma tehdidi altında attığını bildirildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya … ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Yapılacak …, davacının davalıya ait … yerinde ilk giriş bildirgesinin verildiği 01.01.1998 tarihinden itibaren 25.07.2006 tarihine kadar askerlik süresi dışında kesintisiz çalıştığı kabul edilerek eksik bildirilen süreler ile ilgili ücret bordrolarında imzası bulunan süreler ile Kuruma eksik bildirim ile ilgili belgelerin işveren tarafından bildirildiği 2004 yılı 4 ayından sonraki süreler yönünden şimdiki gibi istemin reddine, bu süreler dışında komşu … yeri tanıklarının anlatımları da dikkate alınarak kesintisiz çalıştığı kabul edilerek askerlik süresi dışında her ay tam çalıştığı kabul edilerek eksik sürelerin tespitine karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme, sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davacı ile davalı … işçilik alacaklarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 10.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.