Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/7949 E. 2009/14944 K. 17.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7949
KARAR NO : 2009/14944
KARAR TARİHİ : 17.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle 43.168.12TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.11.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Davacı tarafça yalnızca maktu harç yatırılması nedeniyle temyiz harç noksanının tamamLanması için gönderilen muhtıra üzerine, davacı avukatının muhtıra gereğinin yerine getirmediğinden bahisle Yerel Mahkemece, davacının temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı bu kararı dahi temyiz etmiştir. O halde bu yön üzerinde öncelikle durulmalıdır. Davanın tümden reddine ilişkin kararın temyizi halinde karar ilam harcının maktu olacağı 492 sayılı Harçlar Kanuna ekli 1 sayılı tarifede düzenlendiği gibi 10.05.1965 gün ve 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı da bu doğrultudadır. Bu duruma göre, davanın kısmen reddi halinde reddolunan bölüme yönelik temyiz isteminin de maktu harca tabii olacağı açık ve seçiktir. Hal böyle olunca ve özellikle davacı avukatının temyiz dilekçesi ile birlikte süresinde maktu harcı yatırdığının anlaşılmasına göre, temyiz harç noksanının giderilmediğinden bahisle davacının temyiz isteminin reddine ilişkin yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, bozulmasına karar verilerek HUMK’nun 432/son maddesi gereğince asıl hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmelidir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava 19.04.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 16,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemenin maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kararının, taraflarca temyizi üzerine, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanarak bildirilecek peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle maddi tazminatın belirlenmesi gerektiği ve takdir olunan manevi tazminatın az olduğundan bahisle bozulmasına ilişkin Dairemiz ilamına, yerel Mahkemece uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonunda: Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmişse de maddi tazminatın belirlenmesinde hataya düşüldüğü gibi manevi tazminatında fazla takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının iş kazası sonucu % 16,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 40, davalı işverenin ise % 60, oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 18.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 20.000,00-TL’ sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan olay tarihinden itibaren zarar hesabı yapıldığı halde, maddi tazminat belirlenirken Sosyal Güvenlik kurumu tarafından ödenen geçici işgöremezlik ödeneğinin indirilmemesi de hatalıdır. Gerçekten bu tür, tazminat davaları nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine ilişkindir. Bu bakımından tazminat belirlenirken maluliyet oranı, kusur oranı ve kanuni nedenler indirildikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanan peşin sermaye değerinin ve şayet mevcutsa geçici iş göremezlik döneminde işveren ile kurumca ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin indirilmesi suretiyle tazminatın belirlenmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, maddi tazminatın belirlenmesi sırasında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri indirilmiş ise de 751,44-TL geçici iş göremezlik ödeneğinin indirilmemek suretiyle maddi tazminatın fazla belirlenmesi isabetsizdir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1-Davanın kısmen kabulü ile 22.416,68-TL maddi tazminat ile takdiren 18.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 40.416,68-TL tazminatın olay tarihi olan 19.04.2002 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi ve manevi tazminat talebinin reddine,
2-Alınması gereken 2.182,50-TL ilam harcının 1.095,70-TL peşin alınan harç ile bozma öncesi davalı tarafça yatırılan 1.224.00 TL bakiye karar ilam harcı toplamı 2.319,70-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 137,20-TL’nin istemi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 23,20-TL başvurma harcı ile kara ilam harcından mahsup edilen 958,50-TL peşin harç olmak üzere toplam 981,70-TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 1.029,30-TL yargılama giderinden takdiren 515,00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden 2.641,66-TL, manevi tazminat miktarı üzerinden 2.160,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalı yararına reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden 2.160,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, maddi tazminatın kısmen reddinin, katsayı değişiklikleri sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerindeki artışlardan kaynaklanmasına ve davacının dava açarken bu hususu bilebilmesinin mümkün bulunmamasına göre, maddi tazminatın kısmen reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilmesine yer olmadığına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, davalı yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 67.20 TL temyiz başvuru harcının taraflarca yatırılmış olduğu anlaşılmakla , aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 17.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.