YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8021
KARAR NO : 2010/5495
KARAR TARİHİ : 10.05.2010
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, 31.12.1984- 4.10.2000 tarihleri arası bağkur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 31.12.1984-04.10.2000 tarihleri arasında kalan sürelerde 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu … sigortalısı olduğunun tesbiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulü ile,davacının 24.04.1986-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 Sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitine, karar verilmişse de varılan sonuç doğru olmamıştır.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının, 31.08.1984-10.04.1986 ve 24.12.1986-15.12.1997 tarihleri arasında vergi kaydının, 06.02.1997 tarihinden itibaren devam eden Ticaret Oda kaydının bulunduğu, 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak 04.10.2000 tarihinden başlayan (9.9.2003 günlü talebi üzerine Kurumca yapılan) tescilinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
1479 Sayılı … kanununda dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesine benzer şekilde geçmiş günlerin tesbitine yönelik yasal düzenleme mevcut değildir. Başka bir anlatımla … Kanununda açık bir hüküm olmadığından geçmiş hizmetlerin tesbitine olanak yoktur.24.07.2003 tarihli 4956 sayılı Yasa’nın 47.maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 18.maddede bu kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olan sigortalıların sigortalılıklarının bu Kanunun
yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olan hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğden itibaren bir yıl içinde ödemede bulunduklara taktirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının 04.10.2000 tarihinden önce sigortalı olarak tescilinin bulunmadığı, geçici 18.madde gereğince geçmiş vergide kayıtlı sürelerini borçlanmasına ilişkin 9.9.2003 tarihinde yasal süre içinde Kuruma müracaat ettiği ,dosyaya ekli 17.11.2003 gün ve29652 sayılı Kurum cevap yazısı ile borçlanma isteminin kabul edildigi ve yasal bir yıllık süre içinde yazılı borçlanma bedelinin ödenmesinin davacıya bildirildiği halde davacı tarafından hiç ödeme yapılmadığı açıktır.Bu halde ise davacının sonradan prim ödemeye yönelik davadaki isteminin yerinde olmadığı, süresi içinde kullanmadığı, borçlanma hakkından dava yolu ile de yararlanmasının mümkün olmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği ortadadır.
Mahkemece , bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı görüş ve yoruma dayalı bilirkişi raporu esas aılnarak,yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.