YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8143
KARAR NO : 2010/6004
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 1.3.1973-1.11.1994 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı işverenler ile davalı Kurum vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının davalı işverenin işlettiği petrol ofisi işyerinde 1.3.1973 tarihinden ayrıldığı 1.11.1994 tarihine kadar kesintisiz çalıştığının, davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile davacının davalı işverenler nezdinde, 26.8.2008 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen şekilde 2.279 gün çalıştığının tesbitine, fazlaya ilişkin istemine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı M….’e ait Dr. … … cad … Mah. no;20 … adresindeki (14193) sigorta sicil nolu işyerinden davacının 1.3.1973 tarihinde işe başladığına dair, davalı M….’e ait Bölge trafik civarı adresindeki (…) sigorta sicil nolu petrol ofisi işyerinden davacının 1.3.1991 tarihinde işe başladığına dair, davalı M….’e ait Dr. … … cad … Mah. no;24 … adresindeki (…) sigorta sicil nolu petrol ofisi işyerinden davacının 25.8.1991 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgelerinin verildiği, davacının tahsis dosyası arasında bulunan fotokopi ve bazı bölümleri tam okunamayan hizmet döküm cetvelinde davacının (14193) sigorta sicil nolu M….’e ait işyerinden 1975 yılında 180 gün, 1976 yılında 359 gün, 1977 yılında 358 gün, çalışmasının bildirildiği, davalı işyeri dosyaları Kurumdan istenmediğinden 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihlerinin belli olmadığı, işyerlerinden verilen dönem bordrolarının Kurumdan, ücret bordrolarının da işverenlerden istenmediği, 8.7.1992 tarihli vizite kağıdında işveren A…. ve işyeri adresi Bölge trafik yanı … olup davacının işe giriş tarihinin 10.1.1992 olarak belirtilip 1992 yılı Ocak-Temmuz ayları arası aylık 20’şer gün prim ödeme gün sayısı olup çalışmanın devam ettiği, davacının maaşı ile ilgili tutulmuş el yazılı defter suretlerinde işe başlama tarihinin 1.10.1990 olarak gösterildiği ve her ay değişik tarihlerde ödenen maaşların 15.6.1994 tarihinde son bulduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının baba-oğul davalılara ait işyerindeki çalışmaları davacının imzasını taşıyan işe giriş bildirgeleri ile Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya … ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Öte yandan HUMK’nun 388/son fıkrasında belirtildiği gibi hüküm sonucunun açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak nitelikte yazılı olduğu şekilde ve davacının hangi davalı işyerinde ve ne kadar süre ile çalıştığı belirtilmeden karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıkların, kurumdan dönem bordrolarının, işverenden de imzalı ücret bordrolarının istenmemesi ve dosyada bulunmaması nedeniyle, tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak …; S.G.K’dan işverenlerce düzenlenmiş dönem bordrolarının ve davacı sigorta şahsi dosyasının, işverenlerden de ücret bordroları istenip, işyerlerinin hangi tarihte ve hangi işveren adına 506 sayılı Yasa kapsamına alındığını tespit etmek, 1.3.1973 tarihinden 1.11.1994 tarihine kadar aynı işyerinde çalıştığı tespit edilen çalışanların, olmadığı taktirde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurularak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davalılar arasındaki usulüne uygun işyeri devir olgusunu araştırmak, devir edilmiş ise önceki işverenin ve devir edenlerin kim olduğu SGK’dan sorulmak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum ve işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverenlere iadesine, 25.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.