Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/8149 E. 2010/5990 K. 25.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8149
KARAR NO : 2010/5990
KARAR TARİHİ : 25.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, red işleminin iptaline ve maluliyet aylığı bağlanmasına, birikmiş aylıklarının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacıya maluliyet aylığı bağlanmasının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 2/3 oranında maluliyeti bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici … göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile … kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, … kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda mahkemece, hastalığın ve arızanın oluş tarihi ile hastalığı belirleyen rapor yönünden açıklanan doğrultuda işlem yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1.5.1999 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya göre esnaf … sigortalısı olarak tescil edildiği, … Hastalıkları Hastanesinin 20.11.2002 tarihli yatış, 4.12.2002 tarihli çıkışla EPİKRİZİNDE “mitral yetmezlik, trikuspit yetmezliği ASD” tanısıyla tedavisinin yapıldığı, … Hastalıkları Hastanesinin 8.12.2005 tarihli sağlık raporunda; “mitral yetmezlik trikuspit yetmezliği ASD” tanısıyla özür durumuna göre çalışma gücü kaybının % 70 olduğunun belirtildiği, İ.Ü Kardiyoloji A.B.D’nın 24.5.2005 tarihli raporunda “mitral yetmezliği geçirilmiş ASD tamir mekanik mitral kapak replasmanı ve trüküspit vega opereasyonu” tanısının bulunduğu, Münif İslamoğlu Devlet Hastanesinin 7.4.2005 tarihli sağlık raporunda, “mitral kapak replasmanı, kalıcı kalp pili , opere ASD …” tanısının olduğu, S.S.K Yüksek Sağlık Kurulu’nun 3.6.2007 tarih ve 47/3449 sayılı raporunda ; sigortalının çalışma gücünün 2/3 ü kaybolmadığı, S.S.K Yüksek Sağlık Kurulu’nun 29.7.2008 tarih ve 64/3413 sayılı raporunda sigortalının çalışma gücünün 2/3 ü kaybolmadığı ve 13.6.2007 günlü kararında değişiklik olmadığının bildirildiği, davacının aylık talebinin Kurumca maluliyetinin 2/3 oranında olmadığından reddedildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 19.12.2008 tarih ve 9083 sayılı raporunda “1-halihazırda çalışma gücünün 2/3 ü kaybolmamıştır. 2-mevcut arızalarının E cetveline göre % 74 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı”nın mütalaa edildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak …; 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesinde öngörülün prosedür uyarınca Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan itirazın değerlendirilmesini sağlamak ve özellikle, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 19.12.2008 tarih ve 9083 sayılı raporundaki maluliyetle ilgili iki farklı değerlendirmeye ilişkin çelişkiyi ve ayrıca önceki alınan raporlarla ilgili çelişkileri gidermek suretiyle, davacının maluliyet oranını ve başlangıç tarihini hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.