Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/8269 E. 2010/6269 K. 01.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8269
KARAR NO : 2010/6269
KARAR TARİHİ : 01.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 20.4.1982-23.7.1998 tarihleri arasında … sigortalısı olduğunun, 23.7.1998-12.3.2003 tarihleri arasında da 1479 Sayılı Kanun’a tabi zorunlu … sigortalısı olmadığının ve prum borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı kurum avukatının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 20.4.1982-23.7.1998 tarihleri arasında … sigortalısı olduğunun, 23.7.1998-12.3.2003 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun’a tabi zorunlu … sigortalısı olmadığının ve prim borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 20.4.1982-23.7.1998 tarihleri arasında, 1479 sayılı Kanun’a tabi zorunlu … sigortalı olduğunun tespiti ile 23.7.1998-12.3.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun’a tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının bulunduğu ve sadece oda kaydının mevcudiyetinin kendi nam ve hesabına çalışma olgusunun kazanılması için yeterli sebep olmadığından davalı kuruma bu tarihler için prim borcu olmadığının tespitine ve tahakkuk ettirilen prim borçlarına yönelik Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacının 24.10.1979-14.5.1982 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu Kamyoncular odasında 25.4.1976-23.7.1998 tarihleri arasında, Seyyar Satıcılar Odası’na, 30.11.1985-23.7.1998 tarihleri arasında Ümraniye Esnaf Odasına 14.04.1978-02.04.2004 tarihleri arasında, İstanbul Kamyoncular Esnaf Odasına 24.10.1979-12.03.2003 tarihleri arasında kayıtlı olduğu, 30.6.1997-30.4.1998 tarihleri arasında prim ödemelerinin bulunduğu, 1982 yılı affından faydalandığı, davalı Kurum’ca 20.4.1982-14.5.1982, 22.3.1985-12.3.2003 tarihleri arasında … sigortalısı olarak kabul edildiği ve prim borcu bulunduğu, ayrıca çakışan SSK’na tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin ise 22.1.2002-31.12.2003 tarihleri arasında olduğu, davacının 19.11.2007 tarihli dilekçe ile davalı Kurum’a 5 yıldan fazla prim ödemediği, borcunun olduğunu, … Kanunu’nun Ek 19. ve geçici 26. maddelerine göre kurum sigortalılığının durdurulmasını istediği, davalı Kurum’ca 23.7.1998-12.3.2003 tarihleri arasında prim borcu çıkartıldığı, davacının vergi mükellefi olduğu, nakliyecilik faaliyetinden aldığı kamyonunu 14.5.1982 tarihinde sattığını, ancak oda kaydını sildirmeyi ihmal ettiğini, 12.3.2003 tarihinde sildirdiğini beyan ettiği, anlaşılmaktadır.
Öncelikle uyuzmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde hangi sigortalılığa öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır.
Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, gerekse1479 sayılı … Kanunu birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik Kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çöçüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında sigortalı olabilmesi için hizmet ekdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamıda da bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin I/f bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” K bendinde ise “herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların2 sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin I ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu da getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifüte sigortalılık mümkün bulunmayıpönceden başlayıp devam eden sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-627 Esas, 2001/659 Karar ve 3.10.2001 günlü kararında önceden başlayan sigortalılığın asıl sigortalılık olduğu özellikle belirtilmiştir.
1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19. maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanun’a göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurum’ca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklannın Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin l.fıkrasının (6),(8) ve (10) numaralı bentleri hariç, diğer hükümleri ile aynı kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı , yıne 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren geçici 26. maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanun’a göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmü uygulanacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürürmesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ilke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçları doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçları doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçları doğurur. Bu açıklamalar karşısında 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın değişik ek 19. maddesi ile geçici 26. maddesinin uygulanacağının kabulü gerekir.
Davacının prim borcunu ödeme isteği olmadığı gözetildiğinde, uyuşmazlığa hüküm tarihinden önce 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın değişik ek 19 ve geçici 26. maddesinin uygulanacağının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulu’nun 21.6.2006 gün ve 2006/21-363 E. 2006/ 466 K., 28.6.2006 gün ve 2006/21-485 E., 2006/483 K. no lu kararları da bu yöndedir.
Somut olayda davacının sigortalılığının 20.4.1982-14.5.1982 ve 22.3.1985-12.3.2003 tarihleri arasında oda kaydının sona erdiği 12.3.2003 tarihine kadar devam ettiği görülmektedir. Bu durumda davacının 22.1.2002 tarihinde başlayarak devam eden SSK sigortalılığına … sigortalılığının sona erdiği 12.3.2003 tarihine kadar geçerlik tanınamayacağı sonucuna varılarak, çakışan SSK sigortalılığının iptaline karar verilmiş ise de; davacının istemi dikkate alındığında son prim ödeme tarihi olan 30.4.1998 sonrasında prim borcunu ödemediği gibi talebine göre de uyuşmazlığa 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19 maddelerinin uygulanacağının kabulü gerekir. Öte yandan davacının kamyonculuk faaliyetini Kamyonunu 14.5.1982 tarihinde satarak durdurduğunu iddia ettiğine göre de davacının fiilen esnaflık faaliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi açısından kayıtlarının devam ettiği Ümraniye Esnaf Sanatkarlar Odası ile İstanbul Kamyoncular Esnaf Odasında 23.07.1998 tarihinden sonra hazurun cetvellerinde imzasının olup olmadığı, kamyonunu satmış ise trafikten kaydını sildirip sildirmediği ilgili Trafik Müdürlüğü’nden ticari araç kullanırken davacı adına kesilmiş trafik ceza makbuzları olup olmadığı araştırılarak, davacının kendi nam ve hesabına çalışmasının hangi tarihte son verdiği kesin olarak saptanarak çıkacak sonuca göre karar vermek gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 1.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.