Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/8749 E. 2010/7117 K. 17.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8749
KARAR NO : 2010/7117
KARAR TARİHİ : 17.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan şirket nezdinde 1999 yılının Kasım ayından 2006 yılının Haziran ayına kadar çalışmış olduğunun ve işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının kasım 1999-haziran 2006 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 15.09.2000-30.06.2006 tarihleri arasında asgari ücretle sürekli olarak çalıştığının tesbitine,Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına,fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 1001048 nolu işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 10.11.2004 tarihinde Kuruma verildiği,davalı işyerinin 1064596 nolu dosyada ve münferit işyeri dosyalarında işlem gördüğü,çok sayıda kurumdan ihale ile iş aldığı,davacının 09.11.2004-25.03.2005 tarihleri arasında davalıya ait 1001048 işyeri sicil numaralı işyerinden, 28.03.2005-30.12.2005 tarihleri arasında 1049425 işyeri sicil numaralı işyerinden,01.03.2006-31.07.2006 tarihleri arasında ise 1054015 işyeri sicil numaralı işyerinden kısmi bildirimlerinin yapıldığı,15.09.2000 tarihinde davalı işyerinde çalışmak üzere iş başvurusu yaptığı anlaşılmaktadır.Somut olayda, 2004/11-2006/12.aylar arasında davalıya ait 10001048 işyeri sicil numaralı işyerinde kayıtlı bordro tanıkları davacının davalı işyerinde çalıştığını doğrulamış iselerde 15.09.2000-2004/11.aylar arasında davacının davalı işyerinde çalıştığına ilişkin bordro veya komşu işyeri tanığı dinlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, araştırmayı genişletmek suretiyle davacının tesbit talebinde bulunduğu süreyi kapsayacak şekilde davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak,davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tesbit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …. San. Ltd. Şti ‘ye iadesine, 17.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.