YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8769
KARAR NO : 2010/8588
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş ) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 24.6.2000-11.4.2006 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 24.06.2000-11.04.2006 tarihleri arasında davalıya ait otobüs işletmesi işyerinde eksiksiz olarak çalıştığı halde Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde 24.06.2000-06.04.2006 tarihleri arasında 1781 gün sigortalı olarak çalıştığının tesbitine,gün olarak fazla taleplerinin reddine ve taleple bağlı kalarak işçilik alacaklarına karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 04.05.2004 tarihinde 9090 işyeri sicil numaralı davalı … unvanlı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 02.06.2004 tarihinde Kurum’a verildiği, 01.06.1997 tarihinde 3618 nolu özel bina inşaatı işyerinden çıkışının bulunduğu,13.05.2003-27.05.2003 tarihleri arasında 3103 nolu,30.05.2003-30.11.2003 tarihleri arasında 8599 nolu,01.04.2004-30.04.2004 tarihleri arasında 3103 nolu,04.05.2004-15.06.2005 tarihleri arasında 9090 nolu, 31.10.2005-30.30.2006 tarihleri arasında 9090 nolu davalı işyerinden bildiriminin bulunduğu, ATK’nun 21.04.2008 tarihli raporuna göre 29.05.003 tarihli işe giriş bildirgesindeki ve 02.06.2004 tarihli sigortalı bildirim belgesindeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı,terminal otobüs çıkış kayıt defterine göre davacının en eski tarihli çıkışının davalıya ait Öz Emniyet firmasına ait araçla 27.07.2000 tarihinde olduğu,davacının talep ettiği dönem içinde kalan 3103 ve 8599 işyeri sicil numaralı işyerlerinin hangi işveren adına kayıtlı olduğunun araştırılmadığı,davacının talep ettiği döneme ilişkin dönem bordrolarının tümünün getirtilmediği,dinlenen bordro tanıklarının davacının talep ettiği dönemi kapsayacak çalışmalarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Somut olayda, davacının talep ettiği dönem içinde kalan 3103 ve 8599 işyeri sicil numaralı işyerlerinin kim adına kayıtlı olduğu tesbit edilmeden, davalı adına kayıtlı ise bu işyerlerine ait dönem bordroları ve tüm işe giriş bildirgeleri getirtilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, 3103 ve 8599 işyeri sicil numaralı işyerlerinin hangi işveren adına kayıtlı olduğunu tesbit etmek, davalı adına kayıtlı ise bu işyerlerine ait dönem bordrolarını ve tüm işe giriş bildirgelerini getirtmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak, davacının davadışı işyerlerinde çalışması varsa bu çalışmaları dışlamak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, işçilik alacaklarına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalı işverene iadesine, 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.