YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9188
KARAR NO : 2010/6163
KARAR TARİHİ : 31.05.2010
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacıya ait işyerinin 1999/1-8 ayları arasındaki ödenmeyen prim borçları ödenmesine yönelik 20.11.2007/31033 tarih sayılı ödenme emrinin iptaline ilişkindir
Mahkemece, ödeme emrine konu alacak zaman aşımına uğradığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 80. maddesindeki süresinde ödenmeyen prim ve diğer kurum alacaklarının 6183 sayılı Yasa hükümleri gereğince bizzat kurumca cebren takip ve tahsil edilebileceği, 6183 sayılı Yasa’nın 58.maddesinde ise kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz edebileceği bildirilmiştir. 506 sayılı Yasanın prim alacaklarının tahsiline ilişkin 80. maddesinde 06.07.2004 tarih 5198 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonra prim alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 51 ve 102. maddeleri dışında diğer maddelerinin uygulanacağı öngörüldüğünden bu tarihten itibaren prim alacaklarının tahsilinde 10 yılık zamanaşımı uygulanmaya başlanmıştır.
Dava konusu prim borcu 1999 yılına ait olup bu devrede yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 80., 6183 sayılı Kanunun 102 maddelerinde belirtilen 5 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanacağı, 5198 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde yapılan değişikliğin 06.07.2004 tarihinden sonra muaccel olan alacaklara uygulanması gerektiği doğrudur. Yukarıda sözü edilen 7 günlük itiraz süresi içinde dava açılmaz yada dava açılsa da itiraz ve defiler ileri sürülmez ise daha sonra dava konusu alacak hakkında hiçbir mahkemede dava açılamaz itiraz ve defi ileri sürülemez. Zaman aşımı, lehine olan tarafça def’i olarak ileri sürülmedikçe hakim tarafından kendiliğinden resen dikkate alınamaz. Süresinden sonra yapılmış zaman aşımı def’i hiç yapılmamış gibidir. Def’i, aslında borçlu olduğu bir edimi (borcu) özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına imkan sağlayan bir haktır.
Davacıya ödeme emri 14.02.2008 tarihinde tebliğ edilmiş dava 21.02.2008 tarihinde 7 günlük sürede açılmışsa da davacı dava dilekçesinde zaman aşımı def’inde bulunmamıştır. Süresi geçtikten sonra 29.04.2009 tarihinde ıslah yolu ile de olsa zaman aşımı definde bulunması da mümkün değildir. Kaldı ki davalı taraf zaman aşımı def’i süresi içinde ileri sürülmediğinden muvafakatının olmadığını belirtmiştir. Bu durumda ödeme emrine karşı süresi içinde zaman aşımı def’inde bulunmayan davacıya sonradan bu hakkın ıslah yolu ile tanınması yerinde değildir.
-Mahkemece işin esasına girilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.