Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/923 E. 2010/1680 K. 18.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/923
KARAR NO : 2010/1680
KARAR TARİHİ : 18.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin oğlundan dolayı 1.8.1984-1.11.2007 tarihleri arası ödenen aylıkların iptali ile borç çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, murisi eşi…’ e ölen oğlu …’in sigortası üzerinden 1981 yılında 1479 sayılı Yasa uyarınca ölüm aylığı bağlandığını, eşi…’ in daha sonra 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalısı olduğunu,ve 01.08.1984 tarihinden itibarende 506 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığını, 11.10.2007 tarihinde öldüğünü, Kurumca eş…’ in iki ayrı aylık aldığının tesbit edilerek 01.08.1984-01.11.2007 tarihleri arasında ölen oğlu üzerinden bağlanan aylıkların fuzuli ödeme nedeniyle 25.415.00 TL olarak geri istenildiğini, isteğe bağlı sigortalılıktan bağlanan aylığın 1479 sayılı Yasaya göre bağlanan aylığın kesilmesini gerektirmediği, eş… iyiniyetli olduğundan Kurum işleminin iptaline karar verilmesi istemiştir.
Yargılama sırasında davacı eş …, 12.7.2008 tarihinde ölmüş, davaya mirasçısı oğlu …, davacı adına devam etmiştir.
Mahkemece, Ölen sigortalıya sağlığında fuzuli ödenen aylıkların terekeye dahil olmadığı gerekçesiyle ,Kurumun 01.08.1984-01.11.2007 tarihleri arasında ödenen aylıkların iptali ile faizleriyle birlikte 25.415.00 TL borç çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının eşi…’e ölen oğlu …’ ün 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu … sigortalılığı üzerinden 1479 sayılı Yasa hükümlerine göre 01.04.1981 tarihinde ölüm aylığı bağlandığı, daha sonra 1968-1982 yılları arasındaki 2038 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılık süresi,01.04.1983-30.05.1984 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa’ya tabi 419 gün isteğe bağlı sigortalılık süresi ve 1299 gün askerlik borçlanması üzerinden 506 sayılı Yasa’nın 60. maddesince 01.07.1984 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davalı Kurumca murisin ölümünden sonra, murisin 01.04.1981 tarihinde oğlu … üzerinden bağlanan ölüm aylığını almakta iken 01.07.1984 tarihinde 506 sayılı Yasa’ya tabi yaşlılık aylığı almaya başladığının tesbit edildiği ve 01.07.1984-01.11.2007 tarihleri arasında fuzuli ödenen ölüm aylığı miktarı 25.415 .00 TL ‘nın davacı mirasçıdan geri istendiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; ölen sigortalı eşin oğlunun sigortası üzerinden ölüm aylığı almakta iken kendi sigortasından bağlanan yaşlılık aylığı almaya başladığı tarihten sonrada ölüm aylığı almaya devam etmesi nedeniyle oluşan Kurum zararının (alacağının) terekeye dahil olup olmadığı; diğer bir ifadeyle, davacı mirasçının, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesi uyarınca; “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar…mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar…”
Kural olarak, bir kimsenin ölümü ile mal varlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, mirasbırakanın kişisel özelliklerinin ağır bastığı, düşünsel ve bedeni özellik ve yetenekleri göz önünde bulundurularak yapılmış, borcun bizzat mirasbırakan tarafından yerine getirilmesi gereken şahsi edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olunan maddi edim borçları mirasçılara intikal eder.
Miras bırakanın borçları, ölümünden önce yaptığı hukuki işlemlerden, işlediği haksız fiillerden, malvarlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşmeden ve ölüm anına kadar oluşan bir takım olgular nedeniyle doğrudan doğruya kanundan doğabilir.
Mirasçıların sorumluluğu bakımından borcun kaynağı önemli değildir. Bu sorumluluk, mirasın kesin olarak kazanılması ile başlar, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizlerini de kapsar.
Davaya konu alacak, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanmakta olup, ölümünden sonra mirasçılarına karşı ileri sürülmesinde yasaca bir engel bulunmadığı gibi mirasbırakanın malvarlığına ve terekesine dahildir.
5510 sayılı Yasa’nın 96 maddesinde yersiz ödemelerin geri alınması başlığı altında Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına.ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edeceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı, alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılacağı, kanunî faizin kalan borca uygulanacağı, bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemeler mahsubunda da uygulanacağı, yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle tahsil edileceği açıkça belirtilmiştir.
Yapılacak iş; davacının murisi eşi…’in 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesi uyarınca sorumlu olduğu borç miktarını belirlenerek davacının miras hissesi de gözetilip belirlenen bu borç miktarından hissesine ibaret eden miktarı da gözetip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, davacı … yargılama sırasında12.7.2008 tarihinde öldüğü, davaya mirasçısı oğlu … devam ettiği halde karar başlığında davacı olarak …’ün gösterilmiş olması da hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.