Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/9325 E. 2010/5872 K. 24.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9325
KARAR NO : 2010/5872
KARAR TARİHİ : 24.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığı maaşından kesilen Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintilerinin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davalı Kurum tarafından yapılan Sosyal Güvenlik Destek Primi keseneklerinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıdan davalı Kurum tarafından yersiz olarak kesilen Sosyal Güvenlik Destek Primlerinin kesildikleri tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Davalar mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre eda, tespit ve inşai olmak üzere üçe ayrılır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda tespit davaları açıkça düzenlenmiş değildir. Ancak, bu davaların da dinlenilebilir olduğu, gerek öğretide ve gerekse de uygulamada kabul edilmektedir.
Tespit davasının dinlenilebilmesi için, genel dava şartlarının yanında iki ek şartın da bulunması gerekir:
1- Tespit davasının konusu, yalnız hukuki ilişkiler olabilir.
2- Davacının, hukuki yararı bulunmalıdır.
Hukuki yararın varlığı, dava koşulu niteliğinde olup; mahkemece, kendiliğinden göz önünde tutulur.
Kural olarak, eda davalarında hukuki yararın varlığı asıldır ve ayrıca bu yönde bir ispat yükümlülüğü yoktur. Tespit davalarında ise; hukuki ilişkinin varlığının, ‘hemen’ tespit edilmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Bu da, üç şartın birlikte varlığına bağlıdır:
1- Davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel ( halihazır ) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı;
2- Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı;
3- Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen ( icraya konulamayan ) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır ( …, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1979 Bası, C: 1, s. 908 vd. ).
Sosyal güvenlik hukukunda tespit davaları niteliği itibariyle eda davası gibi sonuç doğurur.
Davacı vekili dava dilekçesinde Kurum tarafından yapılan Sosyal Güvenlik Destek Primi keseneklerinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş ise de bu kesintiler ve faiz alacağı tutarı olan müddeabihi belirtmemiştir. .
Eda davası açılabilecek hallerde istisnai hükümler dışında tesbit davası açılamaz. Esasen her eda davası içeriğinde bir tesbit isteminide içerir. Davacı haklı olduğu inancında ise eda davası açmak suretiyle istekte bulunabilir. Nitekim davacı tespit davası ile birlikte ödenmeyen aylıkların ödeme tarihi itibariyle faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece eda davası açılması gereken durumda tesbit davası açılmasında davacının da hukuki yararının bulunmadığının göz ardı edilerek tesbit kararı verilmesi doğru değildir.
Ancak açılmış bir dava bulunduğundan usul ekonomisi ilkeside gözetilerek yapılacak …; dava konusu hakkın değeri para ile ölçülebilen haklardan olduğundan ödenmeyen aylıkların ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline ilişkin dava, 492 sayılı harçlar yasasının 16.maddesi ile 1 sayılı tarifedeki nisbi esas üzerinden harca tabi olduğundan davacıya, müddeabbih miktar olarak açıklattırılarak, dava değerine göre nisbi nitelikteki % 059,4 oranındaki karar ve ilam harcının ¼ ünün peşin harç olarak yatırılması için süre verilmeli, alacak bilirkişi vasıtasıyla tesbit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.