Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/94 E. 2010/281 K. 21.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/94
KARAR NO : 2010/281
KARAR TARİHİ : 21.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.6.2008 tarihinden itibaren tam yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava,davacıya 1.7.1998 tarihi itibariyle Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi uyarınca bağlanan (sözleşme aylığının) kısmi aylığın ,daha sonra yurt dışında geçen hizmetlerin 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanılması nedeniyle 3201 sayılı Yasa’nın 9.maddesine göre 1.6.2008 tarihinden itibaren tam yaşlılık aylığına çevrilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının SSK kapsamında ilk kez 14.8.1965 tarihinde çalışmaya başladığı ve Türkiye’de 360 gün sigortalı hizmetinin bulunduğu, 10.6.1998 tarihli talebi üzerine Türk -Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi uyarınca Türkiye deki 360 günlük sigortalı hizmeti ile yurt dışındaki 9780 günlük çalışması nazara alınarak Kurum tarafından 1.7.2008 tarihi itibariyle 360/10140=0.0355 oranında kısmi(sözleşme ) aylığı bağlandığı daha sonra yurt dışında geçen 12.5.1979-30.9.1994 tarihleri arasındaki 4640 günlük hizmetinin 3240 günlük süresini 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanarak borçlanma bedelini 12.5.2008 tarihinde ödediği,16.5.2008 tarihli dilekçesi ile de kısmi aylığın 3201sayılı Yasa’nın 9.maddesi uyarınca tam yaşlılık aylığına çevrilmesi talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının,ilk sigortalılık başlangıcı 14.8.1965 tarihi olup Türkiye’ deki 360 günlük sigortalılık hizmeti ile 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandığı 3240 günlük sürenin toplamı 3600 güne ulaşmaktadır.Davacının 15.3.1947 olan doğum tarihi Bartın 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/276 E, 1992/220 K sayılı kararı ile 15.3.1942 olarak düzeltilmiştir. Gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekse mahkeme tarafından , davacının doğum tarihinin yaşlılık aylığı bağlama işleminde 1942 tarihi nazara alınarak yaşlılık aylığı şartlarının belirlenip aylık bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 120/2 maddesi, (… Yasanının 66.maddesi) bazı kötü uygulamaları önlemek amacı ile özel bir düzenleme getirmiş ve belli sigorta kollarında, hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir.
Gerçekten anılan Yasa’nın 120/2.maddesi (66.maddesi) çok açık olarak “malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında “sigortalıların ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri …. esas tutulur.” hükmünü içermektedir. Hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde yapılan bu düzenleme karşısında sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim … Yasası 66.madde Sosyal Sigortalar Yasasının 120/2.maddesi ve Emekli Sandığı Yasanında da anılan maddeye paralel hükümler getirilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 9.10.2002 gün ve 2002/21-761 Esas sayılı kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, davacı, Sosyal Sigortalar Kurumuna ilk defa 14.8.1965 tarihinde tescil edilmiş, yaş tashihi kararı ise 1992 yılında verilmiştir. Bu durumda yukarıda belirlenen esaslar nazara alındığında, ilk tescil tarihinden sonra yapılan bu yaş tashihinin, sigorta işlemlerinde dikkate alınamayacağı tabiidir.
506 Sayılı Yasa’ya 8.8.1999 tarih ve ,447 Sayılı Yasanın 17.maddesi ile eklenen Geçici 81.maddesinin 1.fıkrasının C)a) bendi uyarınca” 23.5.2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50 ,erkek ise 55 yaşını doldurmuş olmak ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanır” hükmünü içermektedir. Davacının 15.3.1947 doğumlu olduğu ve sigortalılık başlangıcının 14.8.1965 tarihi olduğu nazara alındığında 15 yıllık sigortalılık süresi ve 55 yaşı koşulu gerçekleşmiş olup yurt dışı borçlanması ile birlikte 3600 günlük sigortalılık süresini de 3201 sayılı Yasa borçlanması ile tamamlaması gözetilerek 1.6.2008 tarihi itibariyle 3201 sayılı Yasa’nın 9.maddesi uyarınca kısmi (sözleşeme)aylığının tam aylığa çevrilmesine karar verilmesi gerekirken gerekçede belirtilen yasa maddeleri uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.