Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/9412 E. 2010/6559 K. 08.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9412
KARAR NO : 2010/6559
KARAR TARİHİ : 08.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde 01.12.1992-15.10.2004 tarihleri arasında çalışmış olduğunun ve işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, davalıya ait işyerinde 01.12.1992-15.10.2004 tarihleri arasında kalan dönemde iş makinesi tamircisi olarak geçen çalışmaların kesintisiz olduğunun tespiti ile iş akdinden doğan maaş ve diğer alacaklarının ödenmediğinden, haklı nedenle iş akdinin feshedildiğinden bahisle kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, tatil ücreti, fazla mesai, nema ve vergi iadesi alacağı istemine ilişkindir.
Mahkemece; işyerinden imzalı ücret bordroları sunulmadığından tanık sözlerine dayanılarak, davacının 01.10.1992-15.10.2004 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen çalışmalarından 1588 günlük kısmının Kurum’a bildirilmediğinden ve asgari ücretin 1,57 katı ücretle çalıştığından bahisle 01.10.1992-15.10.2004 tarihleri arasında asgari ücretin 1,57 katı ücretle davalı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığının tespiti ile kıdem tazminatı ve izin ücreti isteminin kabulüne, fazla mesai isteminin kısmen kabulüne, tatil alacağı, nema ve vergi iadesi alacağı istemlerinin ise reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı işyerinin 18.08.1992 tarihinden itibaren dava konusu dönemi de kapsar biçimde 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu, mahkemece istenilmesine rağmen davacıya ait imzalı ücret bordroları ile puantaj cetvellerinin sunulmadığı, davacının, işyerindeki çalışmalarının işe giriş bildirgelerine, aylık bildirge ve dönem bordroları ile Kurum’a kısmi olarak bildirildiği ve bildirime uygun olarak da primlerin ödendiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, istek tanık sözlerine dayanılarak hüküm altına alınmışsa da ifadeleri hükme dayanak alınan tanıklar biri dışında davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerde değildir. Dinlenen tanıklardan Hüseyin Koşum’un işverence verilen dönem bordrolarında adı bulunmakta ise de anılan tanığın çalışmaları da kesintili olarak bildirildiği gibi dava konusu dönemin tamamını kapsar biçimde çalışmasının bulunmadığı ortadadır. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan tespiti istenilen süreler çok öncelere ilişkin bulunduğundan tanıkların bu sürelerle ilgili bilgileri bu güne değin eksiksiz olarak hafızalarında korumaları da hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmez.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak, davacı ile birlikte çalışan ve varsa SGK prim bordrolarında kayıtlı kişiler veya benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimselerin tespit edilerek anılan kişilerin gerek hizmet süresine gerekse ücrete ilişkin olarak bilgilerine başvurulmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 16.6.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün ve 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2004/21-35-64 E.ve K. 15.10.2003 gün ve 2003/21-634-572 E. K. 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararları da aynı yöndedir.
Öte yandan davacı, dava dilekçesinde davalı iş yerindeki çalışmasının 01.12.1992 tarihinde başladığını açıkladığı ve esasen yerel mahkemece de gerekçede hizmetin 01.12.1992 tarihinde başladığı kabul edildiği halde, hüküm fıkrasında davalı işyerindeki çalışmanın 01.10.1992 tarihinde başladığının karar altına alınması da hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgiliye iadesine, 01.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.