YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9610
KARAR NO : 2010/7233
KARAR TARİHİ : 21.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.10.1994-01.11.2002 tarihleri arasında her yılın Temmuz ve Ağustos ayları hariç olmak üzere çalıştığının tespitiyle, çakışan sürelerdeki isteğe bağlı sigortalılığının iptaliyle, bu sürelere ait primlerin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 01.10.1994-01.11.2002 tarihleri arasında her yılın Temmuz ve Ağustos ayları hariç olmak üzere davalı işyerinde çalıştığının tespiti ile çakışan sürelerdeki isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptalini ve iptal edilen sürelerdeki primlerin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte iadesini talep etmiştir.
Mahkeme yazılı şekilde istemin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Yapılan incelemede, davacının … tarafından Kuruma verilmiş 14.06.2002 tarihli işe giriş bildirgesinin bulunduğu, 14.06.2002-28.06.2002 tarihleri arasındaki 15 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, davalı işyerinin 15.12.1999 tarihinde Yasa kapsamına alındığı, Koruma Derneklerinin lağvedilmesi ile davalı Koruma Derneğinin tüzel kişiliğinin 29.01.2004 tarihinde sona erdiği, dava dilekçesinin 03.01.2008 tarihinde 100. Yıl İlköğretim Okulu Müdür yardımcısına tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlandığı ve davanın sonuçlandırıldığı görülmüştür.
Hizmet tespiti davalarında, 506 sayılı Kanun’un 79. (5510 sayılı Kararın 86. maddesi) ve HUMK’nun 38. maddelerinin uygulanmasında husumet dava şartlarındandır. Genel olarak davacı aktif, davalı ise pasif husumet ehliyetine sahiptir. Davanın usulüne uygun olarak doğru hasma yöneltilmesi gerekir. Öte yandan HUMK’nun 73. maddesi hükmüne göre de mahkeme Yasa’da gösterilen belirli durumlar ayrık olmak üzere tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yasaya uygun şekilde davet etmeden hükmünü veremez. Davalıya savunma hakkını kullanabilmesi için dava dilekçesinin usulünce tebliğ edilmesi gerekir.
Davacının çalışmalarının geçtiğini belirttiği yer ilköğretim okulu olduğuna göre davanın Milli Eğitim Bakanlığı’na yöneltilerek taraf teşkili sağlanıp delilleri sorulmak ve oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, yanlış hasma yöneltilerek taraf teşkili sağlanmaksızın sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahmece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.