Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10088 E. 2012/4934 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10088
KARAR NO : 2012/4934
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/03/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 13.2.1987 – 9.4.1987, 1.8.1987 – 4.7.1988, 31.8.1988 – 31.12.1990 tarih aralığı ile 3.2.1993 tarihinden sonra 1479 sayılı Kanun kapsamında … sigortalı sayılarak 12.2.2008 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının 13.2.1987 – 9.4.1987, 1.8.1987 – 4.7.1988, 31.8.1988 – 31.12.1990, 3.2.1990 – 12.2.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna göre Bağ – Kur sigortalısı olduğunun ve 1479 sayılı Kanunun 35/A maddesi uyarınca 1.3.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1.10.1978 tarihinde başlayıp 2.2.1993 tarihinde sonuçlanan 506 sayılı Kanun kapsamında toplam 1824 gün kesintili çalışmasının, 16.2.1993 tarihinde ve 1.8.2003 tarihinde başlayan vergi kaydının, 13.2.1987 tarihinde başlayan oda kaydının bulunduğu, prim ödemelerinin 31.8.1993 tarihinde başladığı, davacının Kurum’a hitaben yazdığı 27.8.1996 tarihli dilekçe ekindeki “TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Konya Şubesi’nin 24.8.1996 tarihli yazısında davacının 16.2.1993 tarihinden önce serbest harita ve kadastro mühendisi olarak faaliyet göstermediği, büro çalıştırmadığının” belirtildiği anlaşılmaktadır.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Kanunun 24/1. maddesi uyarınca sigortalılığın oluşumu için temel koşul kendi ad ve hesabına bağımsız faaliyette bulunmaktır. 1479 sayılı Kanun’un 24. maddesinin ilk halinde sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunun da arandığı, bu kuruluşlara kayıt tarihinin sigortalılığın başlangıcı yönünden yasal karine kabul edildiği, 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanuna göre …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunun kaldırıldığı, sadece Kanunun temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşması için yeterli görüldüğü, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngördüğü, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul ettiği, nihayet 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Kanuna göre, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir.
Davacının 27.8.1996 tarihli dilekçesi ile ekindeki TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası … Şubesi’nin 24.8.1996 tarihli yazısında; “davacının 16.2.1993 tarihinden önce serbest harita ve kadastro mühendisi olarak faaliyet göstermediği ve büro çalıştırmadığının” belirtilmesi, davacının 13.2.1987 – 16.2.1993 tarih aralığında vergi yükümlüsü olmaması, vergiden muaf olduğuna dair delil bulunmaması karşısında, oda kaydının mahkeme kararında belirtilen 13.2.1987 – 9.4.1987, 1.8.1987 – 4.7.1988, 31.8.1988 – 31.12.1990 tarih aralığı için 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık için yeterli olmadığı, buna göre davacının bu tarih aralığında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık için gerekli şartları taşımadığı sabittir. Davacının belirtilen tarihlerde sigortalılık için gerekli şartları taşımaması karşısında M.K. 2 maddeye göre sigortalı olduğunu kabul etmek ve neticeden yaşlılık aylığına hükmetmek doğru değildir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.