YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1018
KARAR NO : 2011/1602
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 11.7.2005-4.4.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalıya ait iş yerinde 11.7.2005-4.4.2006 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de eksik araştırmaya dayalı olarak varılan sonuç doğru değildir.
Dosya içeriğinden, davacının davalı iş veren adına kayıtlı iş yerinde 12.7.2005 tarihinde işe girdiğini gösterir giriş bildirgesinin 11.7.2005 tarihinde usulüne uygun olarak Kuruma intikal ettirildiği,bu iş yerinden 12.7.2005-4.4.2006 tarihleri arasında aralıksız olarak çalışmanın bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davalı Kurum cevabında davacının 5900080118 vergi nolu dolmuş işletmecisi olduğunu, buna dayalı olarak 4.8.1998-29.9.2004 ila 11.7.2005-14.4.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında Esnaf … sigortalısı olduğunu, bu sigorta kapsamındaki prim borçlarından kurtulma gayesi ile bu davanın açıldığını ileri sürmüş, mahkemece davalı Kurumun bu savunması üzerinde durulmayarak davacıya ilişkin 1479 sayılı yasa kapsamındaki sigortalılığı araştırılmamıştır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olup “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerde önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakıştığı haller de ise aslolan zorunlu sigortalılık olduğundan zorunlu sigortalılığa değer verilmek suretiyle “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmaktaydı.
Ancak 13.2.2011 tarihinde kabul edilip 25.2.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımını takip eden ayın birinci günü olan 1.3.20011 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6111 sayılı Yasanın 33.maddesi ile değişik ile 5510 sayılı Yasanın 53. Maddesinde Sigortalının 4.maddenin 1.fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c)bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin 1.fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a)ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil, ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir.
Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında dava henüz derdest iken 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5510 sayılı Yasanın değişik Ek 53. maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Yapılacak iş; davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığına ilişkin sahsi dosyası getirtilerek, davacının 11.7.2005-14.4.2008 tarihleri arasında … kapsamında sigortalı olup olmadığı, bu sigortalılığının geriye doğru tesçil olup olmadığı tespit edilerek, geriye doğru tesçil olmadığının tespiti halinde 6111 sayılı Yasanın 33.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasanın 53.maddesi uyarınca 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığa üstünlük tanınarak, 11.7.2005-4.4.2006 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığın iptaline karar verilerek, bu tarihler arasında 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğuna karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.