Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10360 E. 2012/5878 K. 12.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10360
KARAR NO : 2012/5878
KARAR TARİHİ : 12.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1479 sayılı Yasa kapsamında 20/04/1982-01/10/2000 tarihleri arasındaki vergi kaydı bulunan döneme ilişkin yaptığı borçlanma işleminin iptaline yönelik Kurum işleminin iptaliyle, Kurumca belirlenen meblağın ödenmesi karşılığında vergi borçlanmasının geçerli sayılması ve aynı dönemde Esnaf … sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında 20.04.1982-01.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kaydı bulunan döneme ilişkin yaptığı borçlanma işleminin iptaline yönelik Kurum işleminin iptali ile Kurumca belirlenen meblağın ödenmesi karşılığında vergi borçlanmasının geçerli sayılması ve aynı dönemde Esnaf … sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının kısmen kabulü ile, borçlanma bedeli olarak 2.225,00 TL’sını Kuruma ödemesi şartı ile davacının 20.04.1982 tarihinden itibaren 930 gün sigortalı hizmetinin geçerli olduğunun tespitine,fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesinde, mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir. Hüküm, davanın açıldığı tarihteki maddi ve hukuki duruma göre verileceğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre, ileriye dönük olarak ve şarta bağlı biçimde karar tesis edilmesi mümkün değildir.
Yapılacak iş, davacının kendisine iade edilen borçlanma bedelini ödemesi için davacıya mehil vermek, davacının iade edilen borçlanma bedelini yatırması halinde, 20.04.1982 tarihinden itibaren 930 gün süre ile sigortalı olduğunun tespitine, aksi halde yani, verilen mehil içinde borçlanma bedelinin yatırılmaması halinde ise, davanın reddine karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde şarta bağlı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.