Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1037 E. 2010/4311 K. 14.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1037
KARAR NO : 2010/4311
KARAR TARİHİ : 14.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 15.7.1983-1.1.2001 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava nitelikçe, davacının 15.07.1981-01.01.2001 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı sayılması ve 01.08.2008 tarihinden itibaren yaşlık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, davacının 15.07.1983-01.01.2001 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi esnaf … sigortalısı olduğunun ve 01.08.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece Yasa’nın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa ise, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. Anılan madde, 24.08.2000 tarihli ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmişse de, daha sonra söz konusu Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2000 tarihli ve E: 2000/61, K: 2000/34 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikte ise, bağımsız çalışanların … sigortalısı sayılabilmeleri için, gelir vergisi mükellefi olmaları ile gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olmaları koşulu öngörülmüştür.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 12.01.1983 tarihinde Kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 07.01.1983 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, bilahare Kurum tarafından 15.07.1983-01.01.2001 tarihleri arasında vergi, meslek odası ve esnaf sicil kaydı olmaması nedeniyle 15.07.1983-01.01.2001 tarihleri arasındaki … sigortalılığını iptal ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının 01.01.1983-15.07.1983 tarihleri arasında çay ocağı işletmeciliği faaliyetinden dolayı ve 01.01.2001 tarihinden itibaren menkul kıymetlerle ilgili faaliyetlerinden dolayı vergi kaydı ile 27.12.1982-01.11.1983 tarihleri arasında Konya Kahveciler Çay Ocakları ve Büfeciler Odası kaydı bulunmakta olup, esnaf ve sanatkar sicil kaydı bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu dönemde vergi kaydı, esnaf ve sanatkar sicili kaydı veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı bulunmamaktadır. Dosya içerisindeki 29.06.2009 tarihli prim ekstresinden ve diğer belgelerden davacının, 24.04.1992, 09.06.1992, 24.08.1992, 10.02.1993, 23.02.1993, 08.03.1993, 21.04.1993, 29.06.1993, 27.10.1993, 29.11.1993, 31.08.1994 tarihlerinde prim ödemesinde bulunduğu ve ayrıca 5458 ve 5510 sayılı Yasalardaki yapılandırma hükümlerinden yararlanarak 31.05.2006, 27.06.2006, 25.07.2008 ve 28.07.2005 tarihlerinde yaptığı ödemelerle 07.01.1983 tarihinden tahsis talep tarihine kadar olan tüm prim borçlarını yatırdığı anlaşılmıştır.
Davalı Kurumun geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (…’un) bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758 sayılı; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı; 26.11.2008 gün ve E:2008/21-693, K:2008/713 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, 24.04.1992, 09.06.1992, 24.08.1992, 10.02.1993, 23.02.1993, 08.03.1993, 21.04.1993, 29.06.1993, 27.10.1993, 29.11.1993, 31.08.1994 tarihlerinde ödenen primlerin uyuşmazlık konusu dönemin ne kadarını kapsadığı, başka bir deyişle, ne kadar sürenin primi olabileceğinin Kurumdan sorularak, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.