YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10736
KARAR NO : 2011/6416
KARAR TARİHİ : 18.07.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı ….Gıda San. ve Tic.AŞ’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 2.9.2004 tarihli iş kazasında sol elinin ikinci ve üçüncü parmakları kopan davacının manevi zararlarının giderilmesi ile davacı tarafından satın alınan protez parmakların fatura bedeli olan 3.000,00 TL nin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden, 2.400,00 TL protez masrafının ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, protez masrafına ilişkin fazla talebin reddine karar vermiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 7,3 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 20, davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu, davacının sol elinin ikinci ve üçüncü parmaklarının koptuğu, 30.01.2005 tarihli fatura içeriğine göre davacının 3.000,00 TL ödeyerek 2 adet silikon parmak protezi satın aldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminat fazladır.
3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bir yönüyle iş kazası nedeniyle yapılacak sağlık harcamalarının ( protez masrafının ), maddi tazminat olarak işverenden tahsiline ilişkindir. Mahkeme, işverenin bu yönde sorumluluğunu kabul etmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Harcamanın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 12/D fıkrasında protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesinin iş kazası nedeniyle sağlanan yardımlar kapsamında olduğu açıklanmıştır.
Gerçekten, 506 sayılı Yasa’nın 15.maddesi, işverene, iş kazasına uğrayan sigortalıya, Kurumca işe elkonuncaya kadar, sağlık durumunun gerektirdiği sağlık yardımlarını yapma ve vizite kağıdı düzenleme dışında bir yükümlülük getirmemiştir. Aksine, Yasa’nın 14/3 maddesi, iş kazasının oluşumundan itibaren her türlü sağlık yardımlarından Kurumun sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Sözü edilen Yasa’da, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolunun getiriliş amaç ve nedeni, sigortalıların belirtilen türde bir zararla karşılaşmaları halinde onları doğrudan koruma altına alma ve kendilerine yardım yapacak kuruluşu belirlemektir. Şu duruma göre, bir iş kazası nedeniyle, sigortalının başvuracağı mercii; kendisini bu yönde güvenceye alan Kurum ve onun sağlık kuruluşlarıdır. İşveren, bu tür zararlandırıcı olayların meydana gelmesi durumlarında, artık sigortalısına karşı muhatap olmaktan çıkar, Kurum doğrudan devreye girer. Esasen, işveren de belirtilen sigorta kolu nedeniyle Yasa’nın belirlediği oranda prim ödemek ve ayrıca koşulları varsa Kurumun yaptığı harcamaları Kuruma geri vermekle sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle, gerek sigortalı gerekse işveren, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolundan birbirlerine karşı değil, doğrudan Kuruma karşı sorumludurlar.
Belirtilen nedenlerle, davalı işverenin sağlık yardımı kapsamında bulunan protez masrafından sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya yükletilmesine,18.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.