YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11196
KARAR NO : 2012/6909
KARAR TARİHİ : 30.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 18/06/1981-08/04/1985 tarihleri arasında ödemiş olduğu primleri isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 30.9.1986 tarihinde … giriş bildirgesi verdiğini ve 18.6.1981 – 8.4.1985 tarih aralığına ilişkin primleri ödediğini, ancak Kurum tarafından vergi kaydı olmadığından bu dönemin … sigortalı olarak kabul edilmediğini, bu nedenle primi ödenen bu dönemlerin isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilerek ve 27.4.2007 tarihi itibari ile borcu olmadığı ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının 20.4.1982 – 8.4.1985 tarihleri arası isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilip 30.4.2007 tarihli tahsis talebi nedeni ile 1.5.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermiştir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi ilk halinde sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunun da arandığı, bu kuruluşlara kayıt tarihinin sigortalılığın başlangıcı yönünden yasal karine kabul edildiği, 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanuna göre …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunun kaldırıldığı, sadece Kanunun temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşması için yeterli görüldüğü, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngördüğü, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul ettiği, nihayet 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Kanuna göre, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 2.4.1979 – 31.12.1979, 1.1.1980 – 18.6.1981, 8.4.1985 – 29.4.1992, 28.8.1996 – 16.9.1996, 3.1.1997 – 30.6.2004 tarihleri arasında ve 1.7.2004 tarihinde başlayıp devam eden vergi kaydının, 14.4.1987 tarihinde başlayıp devam eden oda kaydının bulunduğu, davacının 30.1.1986 tarihli … Giriş Bildirgesinde yazılı olan 1.1.1979 tarihli vergi kaydı nazara alınarak 20.4.1982 tarihli olarak Kuruma zorunlu … sigortalısı olarak tescil edildiği, 1986, 1987 , 1989, 1990, 1991, 1992 ve 1993 yıllarında prim ödemelerinin olduğu, davacının 27.4.2007 tarihli tahsis talebi üzerine Kurumca yapılan incelemede vergi dairesinden gelen cevabi yazıya göre davacının … sigortalılığına giriş tarihinin 8.4.1985 olarak değiştiği, 9000 iş gününü doldurma şartının gerçekleşmediğinden talebin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre; davacının 20.4.1982 tarihinde vergi yükümlüsü olmaması, vergiden muaf olduğuna dair delil bulunmaması (olsa bile bu tarih itibari ile kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaması) karşısında sigortalılık için gerekli şartları taşımadığı sabittir. Davacının vergi kaydının 18.6.1981 tarihinde silindiğini bilmesi gerekir. Davacının sigortalılık başlangıcında, sigortalılık için gerekli şartları taşımadığını bilmesi karşısında M.K. 2 maddeye göre iyiniyetli olduğunu kabul etmek doğru değildir. Bu kapsamda sonradan prim ödeyerek isteğe bağlı sigortalılık da elde edilemez.
Kabule göre de; davacı kendisini vekil ile temsil ettirmemesine rağmen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.