Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/11215 E. 2012/5795 K. 10.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11215
KARAR NO : 2012/5795
KARAR TARİHİ : 10.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının,19.08.2001 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu % sıfır oranın da işgöremezliğe uğradığı,olayda davacının % 50 oranında , davalı işverenin % 50 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 50.00-TL manevi tazminatın az takdir edildiği ortadadır.
Kabule göre de;
Harçlar Yasası uyarınca belirlenen peşin karar ve ilâm harcından dava gününde davacı sorumlu ise de hükümle birlikte aleyhine hüküm kurulan yandan alınmasına karar verilmesi gerekir. İki tarafın kısmen haklı çıkması halinde yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılacağına ilişkin HUMK’nun 417.maddesi (6100 Sayılı HMK Madde 326)yargılama harçları için uygulanmaz. Çünkü davanın reddi hariç daima davalıya yükletilir.Bu halde, davanın açıldığı tarihte davacı tarafından yatırılan peşin harç giderinin doğrudan davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken yargılama gideri içersinde değerlendirilip kabul ve red oranına göre taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmiş olması da kabul şekli ile hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde,davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.04.2012 günü oy birliği ile karar verildi.