Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/11422 E. 2011/3407 K. 12.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11422
KARAR NO : 2011/3407
KARAR TARİHİ : 12.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 64.197.00 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacılar vekilince süresi dışında, davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.4.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-HUMK’nun 427. maddesindeki parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı Yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 40,00-TL olan kesinlik sınırı 1.000,00 TL’ye çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000,00-YTL’yi geçmesi gerekir.
HUMK’na 5236 sayılı Yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-TL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2009 yılında bu parasal sınır 1.400,00TL.olarak uygulanmıştır. Öte yandan 04.11.2009 gün ve 27406 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 392 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2009 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 2,2 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2010 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.430,00. TL.’sini geçmesi gerekir.
Somut olayda, davacılar …, …, …’in maddi tazminat istemleriyle ilgili olarak 500,00’er TL maddi tazminata karar verilmiş olup, her ne kadar kısmi dava açılmış ise de dosya içerisindeki hesap raporu dikkate alındığında anılan davacıların her biri bakımından temyiz konusu dava değerinin 1.430,00-TL’nin altında bulunduğu açıktır.
Bu durumda davacılar …, …, …’in maddi tazminat istemleriyle ilgili olarak kurulan hüküm kesin nitelik taşıdığından 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davalının, davacılar …, …, … yararına hükmolunan maddi tazminatlara yönelik temyiz dilekçelerinin hükmün kesinliği nedeniyle reddine,
2-Davacılardan … ve … yararına hükmolunan maddi tazminat ile tüm davacılar yararına hükmolun manevi tazminatlara yönelik davalı temyizi ile davacıların temyizine gelince: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre davalının tüm davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava 31.10.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmişse de, maddi tazminat istemlerinin ıslah yoluyla artırılan bölümüne işletilecek faizin başlangıcının belirlenmesinde ve manevi tazminatın miktarının takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatların az takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasında sigortalının % 10, davalı işverenin % 90 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı … yararına 9.000,00-TL, davacılar …, …, … ve …’ten her biri yararına ayrı ayrı 7.000,00’er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davacı … yararına 5.000,00-TL, davacılar …, …, … ve …’ten her biri yararına ayrı ayrı 3.000,00’er TL’ sına hükmedilmesi isabetsizdir.
Öte yandan maddi tazminat istemlerinin ıslah suretiyle artırılmasına ilişkin, 07.04.2010 tarihli dilekçede, ıslahen artırılan miktarlara da 31.10.2005 olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi açıkça istenmiştir. Öte yandan iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerinin açtığı tazminat davalarında faizin zararın meydana geldiği olay tarihinden itibaren yürütüleceği, haksız eylemle birlikte zarar veren bakımından temerrüde düşüldüğünün kabulünün gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Hal böyle olunca da davanın niteliğine göre haksız eylemin meydana geldiği tarihten itibaren faize karar verilmek gerekirken, dava konusu olay işçilik alacaklarıyla karıştırılarak, maddi tazminatta ıslahen artırılan bölüm için ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesi de hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1-Davanın kısmen kabulü ile davacı … yararına 44.000,00-TL, davacı … yararına 1.697,00-TL, davacı …, …, …’ten her biri yararına ayrı ayrı 500,00’er TL maddi tazminat ile takdiren davacı … yararına 9.000,00-TL, davacılar …, …, … ve …’ten her biri yararına ayrı ayrı 7.000,00’er TL manevi tazminat olmak üzere toplam 84.197,00-TL tazminatın: Maddi tazminatın ıslahen artırılan davacı … için 43.000,00-TL, davacı … için 1.197,00-TL bölümüne olay tarihi olan 31.10.2005 tarihinden itibaren, kalan maddi ve manevi tazminatlara dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla manevi tazminat talebinin reddine,
2-Alınması gereken 5.001,30-TL ilam harcından peşin alınan 1.264,50-TL’nin indirimi ile kalan 3.736,80-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
3-Davacılar tarafından başvurma ve peşin harç olmak üzere yatırılan toplam 1.277,60-TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
4-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 541,60-TL yargılama giderinden takdiren 511,00-TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davalı tarafından yapılan toplam 140,00-TL yargılama giderinden takdiren 8,00-TL’nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın taraflar üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacılar yararına hüküm altına alınan maddi tazminat miktarları üzerinden davacı … yararına 5.040,00-TL, davacı …, …, …, …’ten her biri yararına ayrı ayrı 1.000,00’er TL, manevi tazminat miktarları üzerinden davacı … yararına 1.080,00-TL, davacı …, …, …, …’ten her biri yararına ayrı ayrı 1.000,00’er TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalı yararına reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davacılar …, …, …, …, …’ten her birinden ayrı ayrı 1.000,00’er TL avukatlık ücretinin alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 12.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.