YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11479
KARAR NO : 2012/5528
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
25.07.2006 tarihinde sürücü …’ün yönetimindeki … plakalı kamyon ile daha önceden tek yönlü olan ancak tamirat nedeniyle … yönüne giden bölümü trafiğe kapanan yolda … istikametinden …istikametine doğru diğer tek yönlü bölümü kullanarak seyir etmekte iken, sağ taraftaki mahalle arasından ve refüş aralığından yola çıkış yapan 01 L 2633 plakalı motorsiklete çarparak sürücüsü …ün vefat ettiği trafik-iş kazasıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 15.09.2008 tarihli bilirkişi raporundan ‘hatalı ve tehlikeli bir şekilde refüj aralığından ana yola çıkışla kendisinin ölümüne sebebiyet veren ölen işcinin %100 kusurlu olduğu’, 09.01.2007 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporundan ‘ ölen işcinin tamamen ve asli kusurlu olduğu’, 13.11.2006 tarihli bilirkişi raporundan ise ‘ölen işcinin tamamen ve asli kusurlu olduğu’ anlaşılmıştır.
Gerçekten, 27.3.1957 gün, 1/3 sayılı ve 22.06.1966 gün,7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararların da da açıklandığı üzere iş kazası sonucu meydana gelen zararı işverenin tazmin borcu kusursuz sorumluluğa dayanır. Kusursuz sorumluluk hallerinde ise kusur, sorumluluğu oluşturan bir unsur olmadığından ,tazminat borcunun doğabilmesi bakımından işverenin kusuru aranmaz. Ne var ki kusursuz sorumlulukta da işverenin tazmin yükümlülüğü için illiyet (nedensellik) bağının gerçekleşmesi zorunludur ve bu yön, “-Hakim sebebiyet (illiyet) münasebeti bulunmak kaydıyla … manevi tazminata hükmedebilir-” sözleriyle ,22.06.1966 günlü İçtihadı Birleştirme Kararında da açık bir şekilde ifade edilmiştir.O halde işverenin işletmesi ile zararlı sonuç arasında ki illiyet bağının kesilmesi veya uygun olmaması halinde işverenin zararı tazmin yükümlülüğünden söz edilemez. Başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağının işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması da zorunludur.
Somut olayda, ölen işcinin tam kusurlu olduğu açık-seçiktir. Hal böyle olunca, zararlandırıcı sigorta olayının ölen işcinin kusurlu davranışları sonucu oluştuğu, nedensellik bağının kesildiği, giderek yukarıda sözü geçen İçtihadı Birleştirme Kararlarına dayanılarak işveren davalı şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceği ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı şirketin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.