YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12257
KARAR NO : 2010/12084
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ile davalılardan …., … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin Gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı … ile Ulaştırma Bakanlığının tüm davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 18.08,2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı anne …’nın maddi zararı sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından, baba … ile kardeşleri hak etmediklerinden maddi tazminat isteminin reddine, davacı anne, baba ve … Süleyman Hilmi ile Tayyibe’nin manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne, diğer kardeşlerin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı anne, baba, … ile Tayyibe’ye yararına hükmolunan manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır. … Elif, Döneriye, Cihan,Gülhan’ın talepleri olmasına rağmen, gerekçe gösterilmeden manevi tazminatın verilmemesi doğru değildir. Takdir edilecek uygun bir manevi tazminatın hükmedilmesi gerekir.
Ayrıca anne Mahinur’un maddi zararının SGK’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile karşılanmış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşıldığına göre davacının davayı açmazdan önce bu durumu bilmesi mümkün olmadığından maddi tazminat talebinin reddi nedeniyle davalılar yararına avukatlık ücreti verilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Davalı …Ş.’nin temyizine gelince,poliçe genel şartları gereğince manevi tazminattan sorumluluğu bulunmadığından diğer davalılarla birlikte hüküm altına alınan manevi tazminattan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, kararı temyiz eden davacılar ile ….’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan ….’ye iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden …’a yükletilmesine, 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.