Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12478 E. 2011/1238 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12478
KARAR NO : 2011/1238
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigortalı olarak ilk işe giriş tarihinin 01.10.1985 olduğunun ve 01.01.1994-30.01.2003 tarihleri arasında yatırılan isteğe bağlı sigortalı primlerinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince;
Davacı, sigortalı olarak ilk işe giriş tarihinin 01.10.1985 olduğunun tesbitine ve 01.01.1994-30.01.2003 tarihleri arasında yatırılan isteğe bağlı sigorta primlerinin geçerli sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının 01.01.1994-30.01.2003 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı sayılması gerektiğinin tesbitine ve sigortalı olarak işe ilk giriş tarihinin 01.10.1985 olarak tesbiti isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacının 01.01.1994-30.01.2003 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı sayılması gerektiğinin tesbitine ilişkin hüküm yerinde ise de, Mahkemece, davacının sigortalı hizmetlerinin eylemli çalışmaya bağlı olmadığı gerekçesiyle, sigortalı olarak işe ilk giriş tarihinin 01.10.1985 olarak tesbiti isteminin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki, bu tür kanıtların bulunmaması, salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava dışı … İnşaat İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı adına 01.10.1985 tarihli işe giriş bildirgesinin 01.12.1985 tarihi itibariyle Kuruma verildiği, anılan işyeri tarafından davacının 01.10.1985-01.06.1987 tarihleri arasındaki 568 gün hizmetinin davalı Kuruma bildirildiği, davacının 01.01.1994-30.01.2003 tarihleri arasında düzenli olarak 506 sayılı Yasa’ya tabi olarak isteğe bağlı sigorta primi ödediği, davacının dava dışı … İnşaat İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. işyerindeki çalışmalarının sigorta müfettişi tarafından düzenlenen 23.08.1994 tarihli müfettiş raporuna istinaden iptal edildiği, bu iptal işleminin davacıya Kurum tarafından 26.03.2003 tarihli yazı ile bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Kuruma bildirilen dönem bordrolarında ismi geçen tanıklar, dava dışı … İnşaat İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait işyerinde davacının tesbitini istediği tarihte çalıştığını beyan etmişler, Ankara 9. Ağır Ceza mahkemesi’nin 14.07.2003 gün ve E:1994/222, K:2003/164 sayılı kararı ile aralarında davacının da bulunduğu 179 sanık aleyhine açılan sahtecilik ve sahte evrakı bilerek kullanmak suçundan açılan kamu davasında, davacı ve aynı işyeri ile ilgili sanık serbest muhasebeci Kenan Kar hakkında açılan kamu davasının TCK’nun 102/3 ve 104/2. maddeleri gereğince zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 22.06.2005 gün ve E:2004/10419, K:2005/6094 sayıl ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda, davacı hakkında sahtecilik ile ilgili kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığı gibi, davacının fiilen 01.10.1985 tarihinde dava dışı … İnşaat İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. işyerinde çalıştığı bordro tanıklarının beyanları ile de doğrulanmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın tümünün kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.02.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(M)

M/O.
KARŞI OY

Dava, davacının 1.10.1985-.1.6.1987 tarihleri arasında iptal edilen 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığının ve zorunlu sigortalılığının iptale edilmesi nedeniyle geçerli sayılmayan 1.10.1994-30.1.2003 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalılığın geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 1.10.1985-1.6.1987 tarihleri arasındaki hizmetlerin eylemli çalışmaya dayanmadığı, çalışmadığı halde çalışmış gibi gösterildiği açılan ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine ilişkin istemin reddine, 5510 sayılı Yasanın 50. maddesinde isteğe bağlı sigortalı olmak için önceden zorunlu sigortalı olma şartı bulunmadığından davacının 1.10.1994-30.1.2003 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
1-506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılık yönünden;
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının dava dışı … İnşLtd.Şirketinden 1.10.1985-1.6.1987 tarihleri arasında sigortalı çalışmalarının bildirildiği, içlerinde bir emekli sigorta müfettişi ve serbest muhasebecilerinin bulunduğu bir şebeke tarafından bazı kişiler çalışmadıkları halde bazı şirketlerde çalışılmış gibi gösterilerek sahte sigortalılıklar oluşturulduğu durumun davalı Kurum müfettişince yapılan soruşturma sonucunda ortaya çıkarılması üzerine bu kişilerin sigortalılıklarının iptal edildiği şebeke elemanları ve içinde davacının da bulunduğu sahte sigortalılık kazanan kişiler hakkında kamu davası açıldığı, açılan davanın zamanaşımından reddedildiği, verilen kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesince onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Verilen kararın davalı Kurum ve davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce Kurum müfettişinin 23.8.1994 tarihli 34 nolu raporu ile davacının sanık olarak yargılandığı Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yer alan tüm savunma evrakının eklenip gönderilmesi için dosyanın mahalline iadesine karar verilmiş mahkemece geri çevirme kararı üzerine gönderilen Kurum dosyası içinde müfettiş tarafından tanzim olunan 23.8.1994 tarihli 34 nolu müfettiş raporu bulunmadığı gibi, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinden istenip ekte gönderilen 2005/293 Esas nolu dosya evrakının dosyanın tamamını kapsamadığı, evrak içinde davacının hazırlık soruşturması ve yargılama safhasında verdiği savunma ve beyanlarının bulunmadığı görülmektedir.
Davacı hakkında açılan kamu davasının zamanaşımından reddedilmiş olması bir beraat karar olmadığından davacının kamu davasına konu sahtecilik suçunun davacı tarafından işlenmediği anlamını taşımadığından sonuca etkili değildir. Davacının “bu işyerinde çalışmadığına” ilişkin beyan ve ikrarı davacıyı bağlayacağından soruşturma sırasında sigorta müfettişine ve Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadenin içeriği önem taşımaktadır.
Sigorta müfettişinin hazırladığı 23.8.1994 tarihli rapor ile Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/293 Esas sayılı dosyasında bulunan davacıya ilişkin hazırlık soruşturmasındaki ifade tutanakları getirtilerek tanık beyanları da değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararı eksik inceleme ve araştırma ile sonuca varıldığı gerekçesiyle bozulmalıdır.
2-506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalılık yönünden:
Davanın 5510 sayılı Yasa’nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmünde “Bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümlerinin 506 sayılı Yasanın 85. maddesidir. 506 sayılı Yasanın davacının isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edildiği 1.10.1994 tarihinde yürürlükte bulunan 85. maddesinde isteğe bağlı sigortalı olabilmek için önceden 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak gereklidir.
Davacının isteğe bağlı sigortalılığının geçerli sayılabilmesi 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının geçerli sayılmasına bağlıdır.
Mahkemece davacının 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığı geçerli sayılmadığı ve somut olayda uyuşmazlığa 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesine göre 506 sayılı Yasanın 85. maddesi uygulanması gerektiği halde 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 50. maddesinin uygulanacağı gerekçesiyle isteğe bağlı sigortalılığının geçerli sayılmış olması usul ve yasaya aykırı olup mahkeme kararı bu nedenle de bozulmalıdır.
Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun Geri Çevirme kararı ile incelenmesine gerek duyulan rapor ve belgeler gelmediği halde sırf tanık beyanlarına dayanılarak davacının 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı çalışmalarının geçerli olduğu gerekçesiyle mahkeme kararının kesin olarak bozulmasına ve mahkemece isteğe bağlı sigortalılıkla ilgili olarak verilen hükmün doğru olduğuna lişkin kararına katılmıyorum.