Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12648 E. 2010/11664 K. 29.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12648
KARAR NO : 2010/11664
KARAR TARİHİ : 29.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işverenler nezdinde 03.02.2001-31.05.2008 tarihleri arası çalıştığı günlerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu ve Ses Sağlık Emekçileri vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı davalılara ait işyerinde 3.2.2001-31.5.2008 tarihleri arasında çalıştığının tesbitini istemiştir
Mahkemece davanın kabulü ile davacının davalılara ait işyerinde 3.2.2001- 31.5.2008 tarihleri arasında Kuruma bildirilen süreler dışında çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalılardan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası işyerinden 16.11.2007 tarihinden 2008 yılı 6 aya kadar olan çalışmalarının her ay 15 gün üzerinden Kuruma bildirildiği, dönem bordrolarında davacıdan başka .çalışanın bulunmadığı, bu dönemlere ait ücret bordrolarının imzasız olduğu, Büro Emekçileri Sendikası’nın 1998 yılında Edirne’de şube açtığı, 10.3.2003 tarihinden beri diğer davalı sendika ile aynı adreste faaliyetlerini sürdürdüğü, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ‘nın Edirne Şubesini 18.2.2003 tarihinde açtığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda tüzel kişiliği bulunmayan davalı sendikaların şubeleri hasım gösterilerek açılan davada, dava dilekçesi bu şubelere tebliğ edilerek yargılamaya devam edilip dava sonuçlandırılmıştır. Davalı … ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası yönünden dava şubeye yöneltilmiş ise de bu sendika merkezi yönetimince atanan avukatla duruşmalarda temsil edildiğinden artık karar başlığından Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Başkanlığı yerine şube adının yazılması hatalı olmuştur
Davanın hasımda değil temsilcide yanılma sonucu açılması halinde davanın, reddedilmeyip gerçek temsilciye yöneltilmesi gerektiği, Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Yapılacak iş ; davacıya dava dilekçesindeki hasımın adının düzelttirilerek, yöntemince davanın Büro Emekçileri Sendikası Başkanlığı’na yöneltip bu temsilci adına dava dilekçesi ve düzeltme dilekçesi tebliğ edilerek, taraf teşkilini sağlamak ve varsa göstereceği delilleri toplayarak tüm delilleri bir arada değerlendirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir,
Kabule göre de, davalıların ortak kullandıkları büroda çalıştığını iddia eden davacının ilk defa hangi sendikada işe başladığı, uyuşmazlık dönenime ilişkin ücretlerini hangi işverenden aldığı, her iki davalının işini aynı zamanda mı yoksa ayrı ayrı mesai saatlerinde mi yaptığı, ayrı ayrı çalışma söz konusu ise her bir işveren nezdinde geçen çalışma süreleri belirlenmeden ve davalılardan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın Edirne’de 18.2.2003 tarihinde faaliyet geçtiği dikkate alınmadan bu tarihten önceki dönemden sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden ve dinlenen tanıkların çalışmaları kayıtlara geçirilen komşu işyeri tanıkları olup olmadığı yönündeki belgeleri getirtilip denetlenmeden sonuca gidilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgiliye iadesine, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.