YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12704
KARAR NO : 2011/5279
KARAR TARİHİ : 07.06.2011
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 134.820.89 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.06.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 01.03.2007 tarihinde iş kazası sonucu % 27,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, optik kesim makinesi operatörü olarak çalıştığı davalı işyerinde olay günü kesim işini tamamlamasına takiben LPG tüpünün vanasına kapatmak isterken, LPG tüpü ile oksijen tüpü arasına 15 gün kadar önce davacı tarafından taktırıldığı anlaşılan … borudan aparatın patlaması ile sağ elinden yaralandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece; zararlandırıcı sigorta olayında davacının kusurunun bulunmadığı, davalı işverenin %100 oranında kusurlu bulunduğu belirtilen kusur bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davacının maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında karar verilmesi yoluna gidilmiş ise de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Oysa, hükme dayanak alınan ve olay nedeniyle % 100 oranında davalı işvereni kusurlu bulan 07.04.2009 ve 14.04.2010 tarihli kusur bilirkişi raporlarında; bilirkişiler, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, somut olayın gerçekleşme biçimine göre davacıya da bir miktar kusur verilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşmeyen, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77.maddenin öngördüğü koşulları içermeyen 14.04.2010 tarihli kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabul ve uygulamaya göre de: Davacı yararına manevi tazminatın takdiri ile maddi tazminatın hesaplanmasına esas alınacak ücretin belirlenmesinde de hataya düşüldüğü görülmektedir.
Gerçekten Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde hükme esas alının kusur dağılımı esas alınsa bile davacı yararına hüküm altına alınan 40.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıktır.
Maddi tazminatın hesaplanmasına esas alınacak ücretin belirlenmesine gelince: Davacının vasıflı işçi olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden belli olmaktadır. Öte yandan vasıflı işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği, giderek, sigorta müfettişinin asgari ücret üzerinden yapmış olduğu saptamanın ve işyeri kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı açık-seçiktir. Yerel Mahkemenin bu nedenle emsal ücretlerin ne olacağı doğrultusunda araştırma yapması isabetlidir. Ancak davalı işyerinde TİS uygulaması bulunmadığı ve davacı tekniker olmadığı halde TİS uygulaması bulunan işyerindeki Tekniker ücretinin tazminatın hesaplanmasına esas alınması hatalıdır. Kaldı ki davacı dava dilekçesinde, ikramiye ve diğer sosyal haklarla birlikte aylık ücretinin 1.180,00-TL olduğunu açıklamış olup, bu beyanının kendisini bağlayacağı ortadadır. Hal böyle olunca, ilgili meslek odasından Endüstri Meslek Lisesi Mezunu bir optik kesim makinesi operatörünün ücreti sorularak, davacının dava dilekçesindeki aylık ücretine ilişkin beyanı da dikkate alınmak suretiyle davacının gerçek ücretinin tespit edilerek, tespit edilecek bu ücretle maddi tazminatın hesaplanması gerekirken, TİS tabi işyerlerindeki teknikerler için bildirilen ve davacının kabulünü aşar miktardaki ücretle maddi tazminatın hesaplanması hatalı olmuştur.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 07.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.