Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/13000 E. 2012/7479 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13000
KARAR NO : 2012/7479
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, iş kazası sonucu 25.08.2002 tarihinde ölen işçi …’in yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı … yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının, davacı vekilinin atiye terk beyanı dikkate alınarak, karar verilmesine yer olmadığına,davacılar … ve …’in açmış olduğu maddi tazminat davasının kabulüne, 22.654,14 TL’nin davacı …’e, 2.900,62 TL nin davacı …’e olmak üzere toplam 25.554,76 TL ‘nin kendisine asaleten davacı …’e velayeten olmak üzere kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, davalı … İnşaat AŞ.’den alınarak, davacı …’e verilmesine, davacılar … ve …’in açmış olduğu, maddi tazminat davasının reddine, davalı … (…)’in açmış olduğu manevi tazminat davasının kabulüne, 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı … İnşaat Aş.’den alınarak davacı … (…) ‘e verilmesine, karar verilmiştir.
Davacıların murisi olan Yaşar Güneş’in 25.08.2002 günü meydana gelen iş kazası sonucunda öldüğü, kazanın meydana gelmesinde işverenin % 55, ölen işçinin % 30, vinç operatörü …’ın %5, yüklemeye yardımcı olan …’in %5 ve yükleme sorumlusu …’in %5 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
Şanlıurfa İş Mahkemesi’nin 2003/47 esas, 2008/536 karar sayılı dosyası içerisinde bulunan hesap raporu incelendiğinde; hesaplamanın bordrolara ve Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası’ndan gelen yazı cevabına göre asgari ücret üzerinden yapıldığı, 21.06.2010 tarihli hesap raporu incelendiğinde ise Şanlıurfa Şöför ve Otomobilciler Başkanlığı’ndan gelen yazı cevabına göre ölen işcinin 750.00 TL ücret aldığı, bu miktar üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.

Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Hal böyle olunca hesap raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olduğundan söz edilemez.Yapılacak iş; Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası’ndan ve Şanlıurfa Şöför ve Otomobilciler Odası’ndan gelen yazı cevapları da eklenerek, davacının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odasından olay tarihinden günümüze kadar emsal işçinin alabileceği günlük net ücreti her yıl için ayrı ayrı sormak ve hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan veriler nazara alınarak, yukarda açıklanan esaslara göre bilirkişiye zarar hesabı yaptırılarak çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde ölen işcinin davacı kardeşi … (Güneş) yararına hükmedilen 6.000,00 TL manevi tazminat fazladır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.