Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/13334 E. 2011/930 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13334
KARAR NO : 2011/930
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.7.2007 tarihinden itibaren Tarım … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının 01.07.2007 tarihinden sonra 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım … sigortalı olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile davacının 01.07.2007-02.04.2010 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ; davacının 01.01.2000 tarihinden itibaren Çayıralan Ziraat Odasına, 05.05.1995 tarihinden itibaren Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifine kayıtlı olduğu, adına kayıtlı zirai taşınmazlarının bulunduğu, 30.01.2007-06.04.2007 tarihleri arasında 45 gün, 20.06.2008-19.07.2008 tarihleri arasında 30 gün, 17.10.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 75 gün ve 2009/2. ay-2010/2. Ay arasında 335 gün 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olarak çalışmalarının bulunduğu, 01.07.2000 tarihinde 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği,29.01.2007 tarihinde 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışma nedeniyle terkin edildiği, 01.07.2007 tarihinde ziraat odası kaydına istinaden yeniden resen tescil edildiği, 02.04.2010 tarihinde terkin edildiği, 2005,2006,2007,2008 yıllarında prim ödemeleri olduğu, 2.303.75 TL prim borcu bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sözü edilen sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesine göre, herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa’nın 60. maddesinde ise, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 4/b-4 maddesinde bu ilke aynen benimsenerek tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları 5510 sayılı Yasanın 92. maddesinde kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin ise genel sağlık sigortalısı olmasının zorunlu olduğu, bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümlerin geçersiz olduğu bildirilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez.
Öte yandan 2926 sayılı Yasa’nın 6/b maddesi hükmüne göre, “diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalılıkları sona ereceği, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 4/b-4 maddesi ile “tarımsal faaliyette bulunanların bu kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılacağını”, 5510 sayılı Yasa’nın 6/i maddesi “Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin bu kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılmayacağı”, 5510 sayılı Yasanın 8/3 maddesi ” tarımsal faaliyeti bulunanların kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt tarihinden itibaren ilgili Kurum ve Kuruluş ve birliklerin sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyerek en geç bir ay içinde Kuruma vermekle yükümlü olduklarını, ayrıca tarımla uğraşanların kendilerinin de bildirim yapabileceklerinin belirtildiği” 5510 sayılı Yasanın 9/b-5 maddesi “Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetlerinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamına girdiği tarihten itibaren sigortalılığının sona ereceği” ve uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 17.4.2009 tarihli 5754 sayılı Yasanın 33 maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasanın” sigortalılık hallerinin birleşmesi” başlıklı 53/1 maddesinde ise “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı bildirilmiştir.
Uyuşmazlık,01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 8/2 maddesi uyarınca Ziraat Odası ve Pancar Ekicileri Kooperatifi kaydı bulunan davacının tarımsal faaliyeti nedeni ile 01.07.2007-02.04.2010 tarihleri arasında 5510 sayılı Yasanın 4/b-4 maddesi kapsamında sigortalı sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan 2926 sayılı Yasanın 6/b maddesi ile “diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalılıkları sona ereceği” düzenlemesi ile Tarım … sigortalılığı ile 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı çalışmaların çakışması halinde 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmalara üstünlük tanınacağı açıkca düzenlendiğinden mahkemece 30.01.2007-06.04.2007 tarihleri arasında 45 gün, 20.06.2008-19.07.2008 tarihleri arasında 30 gün, 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olarak çalıştığı sürelerde davacının Tarım … sigortalısı olmadığının tespitine ilişkin verilen karar doğru ise de diğer dönemler yönünden önceden başlayan sigortalılık Tarım … sigortalılığı olduğundan 5510 sayılı Yasanın 9/b-5 maddesinde belirtilen davacının tarımsal faaliyetlerinin sona erdiğinin veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamına girip girmediği ile ilgili araştırma yapılmadan Tarım … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; 01.07.2007-02.04.2010 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışılan 30.1.2007-6.4.2007 tarihleri arasındaki 45 gün, 20.6.2008-19.7.2008 tarihleri arasındaki 30 günlük süreler dışındaki süreler yönünden 5510 sayılı Yasanın 9/b-5 maddesi uyarınca kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, sigortalılığı sona erdiren hallerden olan; davacının tarımsal faaliyetlerinin sona erip ermediğini araştırmak, tarımsal faaliyetinin devam ettiğinin anlaşılması halinde yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olup olmadığını zirai gelirini Vergi Dairesinden sormak, vergi kaydı yok ise sahip olduğu tapulu ve tapusuz zirai taşınmazlarının miktarı belirlenerek ve sahip olduğu büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı ilçe Veteriner Müdürlüğünden sorularak uzman bir bilirkişiden rapor alınarak hayvancılıktan ve zirai taşınmazlardan yıllık ne kadar net gelir elde edeceği belirlenerek zirai kazancını tespit ettirip sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davacının zirai geliri zabıtaca belirlenmek suretiyle yazılı şekilde hatalı değerlendirme ve eksik araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.