YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13342
KARAR NO : 2012/6221
KARAR TARİHİ : 16.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/09/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 18.4.1985-05.01.1988 ve 15.3.1991-1.5.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu … sigortalısı olduğunun ve 1.9.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur’luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüştür.
Somut olayda, 12.02.1988 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden “…’a Giriş Bildirgesi” doğrultusunda davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki kayıt ve tescili “tavukçuluk” vergi kaydına istinaden 5.1.1988 tarihi itibariyle yapılmıştır. Davacının 5.1.1988-15.3.1991, 1.5.1991-31.12.1996 ve 4.3.2002 ve devamında vergi kaydı bulunması ve 18.4.1995 tarihinden itibaren de Oda kaydı bulunması nedeniyle 5.1.1988-15.3.1991 tarihleri arasında ve 1.5.1991 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının 18.4.1985-04.01.1988 ve 16.3.1991-30.4.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık koşullarına sahip olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacının … Nakliyeciler ve Şoförler Odası kaydı 18.4.1995 tarihli olup 17.7.1998 tarihinde Kurumu sunduğu “… Sigortalılık Belgesinde” Oda kaydının 18.4.1985 tarihinde başladığının yazılması üzerine davacının sigortalılık başlangıç tarihi 18.4.1985 olarak düzeltilmiştir. Davacının Oda kaydının 18.4.1995 tarihinde başladığı, dosyada mevcut yönetim kurulu kararı ve üyelik başvuru formu ile sabittir. Davacının sigortalı sicil dosyasında bulunan belgelerde … Nakliyeciler ve Şoförler Odası kaydının başlangıç tarihlerindeki farklılık üzerine Oda kayıt ve defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının Oda kaydının 18.4.1985 tarihinde başladığının tespit edilmesi üzerine davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılık süreleri 5.1.1988-15.3.1991 ve 1.5.1991 ve devamı olarak düzenlenmiştir.
Davacının Oda kaydının 18.4.1995, sicil kaydının 5.6.1995 tarihlerinde başlaması ve bu dönemleri kapsayan vergi kaydının da bulunmaması nedeniyle 18.4.1985-04.01.1988 ve 16.3.1991-30.4.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı açıktır. Mahkemece, uyuşmazlık konusu döneme ait primlerin tahsil edildikten sonra uzunca bir süre kullanıldığı ve davacıya sigortalı olduğu yönünde güven verildiği halde davacının bir kısım zorunlu sigortalılık sürelerinin iptal edilmesinin TMK’nun 2.maddesi ile Sosyal Güvenlik ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının Oda kaydının 18.4.1995 tarihinde başladığını bildiği halde Kuruma Oda kayıt tarihini 18.4.1985 olarak bildiren yanıltıcı nitelikteki “… Sigortalılık Belgesi” sunarak Kurumun hatalı işlemi sonucu kazandığı sigortalılık süresine ait primleri sonradan ödemesi davacıya bu döneme ait sigortalılık hakkı vermez. Davacının, Oda kaydının hangi tarihte başladığını bilmemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi “hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz” hukuk ilkesi gereğince, Kurumun yanıltılması sonucu kazanılan bir dönemin primlerinin yatırılması davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı kabul edilmesine yeterli değildir.
Öte yandan, yaşlılık aylığı yazılı istek tarihi veya dava tarihi itibariyle davacının 25 tam yıl prim ödeme koşulu bulunmadığı gibi 55 yaşını da doldurmadığından tam veya kısmi yaşlılık aylığı koşulları da bulunmamaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.