YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13441
KARAR NO : 2012/6819
KARAR TARİHİ : 30.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, isteğe bağlı prim ödemesini iptal eden kurum işleminin iptaline 01/08/2004 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 20.1.1992-11.2.1992 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının iptali ile davacının 21.1.1992-21.10.1999 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 1.8.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbiti ile aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyularak önceki gibi istemin aynen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 20.8.1971-31.5.1992 tarihleri arasında 290 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının bulunduğu, 20.12.1989 tarihli yazılı başvurusu üzerine 1.1.1990 tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortalı olarak kayıt ve tescil edildiği 1.1.1990-31.1.1992 tarihleri arasındaki primlerini düzenli olarak ödediği, 20.1.1992-11.2.1992 tarihleri arasında … nolu davadışı …’e ait işyerinden sigortalı çalışmalarının bildirildiği, 18.6.1997 tarihinde davalı Kuruma başvurarak 4247 sayılı Yasa’dan yararlanmak suretiyle 1.1.1992-30.11.1996 tarihleri sigortalılık primlerini aftan yararlanmak suretiyle ayrıca 1.7.1997-30.9.1999 tarihleri arasındaki primlerini de düzenli olarak ödediği 1.12.1996-30.6.1997 dönemine ilişkin primlerini gecikme zammı ile birlikte 23.2.2000 tarihinde ödediği 2.4.2004 tarihli tahsis talebi üzerine davalı Kurumca 20.1.1992-11.2.1992 tarihleri arasında zorunlu sigortalılığının sona ermesinden sonra isteğe bağlı sigortalı olmak için müracaatının bulunmaması ve prim ödemelerinin de olmaması nedeniyle isteğe bağlı sigortalılığının 20.1.1992 tarihinden itibaren iptal edilip aylık tahsis talebinin reddedildiği, bozma sonrası SGK’nun 20.7.2009 tarihli mahkemeye göndermiş olduğu isteğe bağlı sigortalılık hizmet cetveline göre ihtilaf konusu 12.2.1992-30.6.1997 tarihleri arası ödemelerinin 4842 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle 1997 yılında geçmişe dönük olarak ödendiği açıkça belirtilmiş, 18.11.2009 tarihli ek bilirkişi raporu da bozma doğrultusunda hazırlanmış ve davacının ihtilaf konusu dönem olan 12.2.1992-30.6.1997 tarihleri arasına ilişkin olarak 1997 yılında yatırdığı 68.574.049 TL nin karşıladığı gün
sayısının 90 gün olup, zorunlu sigortalılık ve geçerli isteğe bağlı sigortalılık süresinin toplam 1972 gün olup yasal 3600 gün prim ödeme gün sayısının bulunmadığından aylık isteminin reddinin gerekeceğinin belirtildiği halde aksi yöndeki 21.7.2010 tarihli ek birlirkişi raporu esas alınarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan Mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Gerçekten davacının 725134 nolu işyerinden bildirilen çalışmaları işe giriş bildirgesi ile aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Dosya içeriğinden davacının 20.1.1992-11.2.1992 tarihleri arasındaki sigortalı çalışmasının gerçek çalışma olgusuna dayanmadığının davacı tarafça eşdeğer belgelerle kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının 20.1.1992-11.2.1992 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığının iptal edilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasa’nın 85. maddesidir. Anılan maddenin A) -a) bendine göre diğer koşulların yanında “isteğe bağlı sigortalı olarak devam edeceğini belirten bir yazı ile Kuruma müracaatta bulunmakta” koşuldur. Bu koşul geçerlilik koşulu olmayıp ispat koşulu olduğundan yazılı müracaat bulunmasa da primler ödenmiş ve ödenen primler Kurumca ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin alınıp değerlendirilmiş ise daha açık bir anlatımla kişi isteğe bağlı sigortalı olmak için icap da bulunmuş bu icap da davalı Kurumca kabul edilmiş ise sigortalı olma işleminin tamamlandığının kabulü gerekir. İsteğe bağlı S.S.K sigortalılığı devam eden davacı 20.1.1992-11.2.1992 tarihleri arasında zorunlu S.S.K sigortalısı olarak çalışmasının sona ermesinden sonra isteğe bağlı sigortalı olma yönünde yazılı talebi olmadığı gibi prim ödemek
suretiyle isteğe bağlı sigortalı olma iradesini de ortaya koymamıştır. Davacının 4842 sayılı Yasa’dan yararlanmak ve geriye doğru prim ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalılık statüsünün oluşmadığı 12.2.1992-30.6.1997 tarihleri arasındaki dönem yönünden isteğe bağlı sigortalılık hakkı kazanması mümkün değildir. Ancak davacı tarafından yapılan bu ödemenin ödeme tarihinden sonrası için isteğe bağlı sigortalılık primi olarak değerlendirilmesi her zaman mümkündür. Davacının primlerini düzenli olarak ödediği 1.7.1997-30.9.1999 tarihleri arasındaki dönemde ise prim ödenmek suretiyle sigortalılık iradesi ortaya konduğundan davacının bu dönemde isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi gerekir.
Yapılacak iş; davacının 20.1.1992-11.2.1992 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının iptali istemini reddetmek, bozma doğrultusunda hazırlanmış 18.11.2009 tarihli ek bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği gibi, davacının ihtilaf konusu dönem olan 12.2.1992-30.6.1997 tarihleri arasına ilişkin olarak 1997 yılında yatırdığı 68.574.049 TL nin karşıladığı gün sayısının 90 gün ile, zorunlu sigortalılık ve ve geçerli isteğe bağlı sigortalılık süresi toplamının 1972 gün olup, yasal 3600 gün prim ödeme gün sayısının bulunmadığından aylık isteminin reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve bozma kararına uyulduğu halde açıkça bozmaya aykırı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.