Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/13449 E. 2012/10341 K. 05.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13449
KARAR NO : 2012/10341
KARAR TARİHİ : 05.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/10/2008-29/04/2010 tarihleri arasında … sigortalısı olmadığının tespitiyle, bu dönemlerde SSK sigortalılık hizmetinin terkin edilemeyeceğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/10/2008-29/04/2010 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa uyarınca Tarım … sigortalısı olmadığının ve isteğe bağlı sigortalılığının terkin edilemeyeceğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 01/10/2008-29/04/2010 tarihleri arasında … sigortalısı olmadığının, aynı dönemler içinde bulunan 2009 yılından 236 gün, 2010 yılından 97 gün SSK sigortalılık hizmetinin terkin edilemeyeceğinin tespinine karar verilmiştir.
1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-b, (4.) alt bendinde “tarımsal faaliyette bulunanların” bu Yasa’nın kısa ve uzun vadeli sigorta kollarının uygulaması bakımından sigortalı sayılacakları, 93.maddesinde ise kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı olmasının zorunlu olduğu, sigortalılığın, bu Yasa’da sayılan sigortalı sayılma şartlarının kaybedilmesi veya ölüm halinde sona ereceği ifade edilmiştir. Hal böyle olunca, Yasa’nın 4.maddesine göre sigortalı sayılan kişinin, yine Yasa’da belirtilen hal ve nedenlerden ötürü sigortalı sayılma şartlarını kaybettiği yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmeden sigortalı sayılamayacağına karar verilmesi mümkün değildir.
5510 sayılı Yasa’nın “Tanımlar” başlıklı 3.maddesinin 19.bendine göre “Tarımsal faaliyet:Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade eder. Bu bend kapsamında tarımsal faaliyeti bulunan kişiler, Yasa’nın 4/1-b, (4.) alt bendi kapsamında zorunlu sigortalı sayılırlar.
5510 sayılı Yasa’nın 6/ı bendinde tarımsal faaliyeti nedeniyle sigortalı sayılanların hangi hallerde “sigortalı sayılmayacakları” hükme bağlanmıştır. Buna göre; “… tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler ” Yasa’nın 4. ve 5.maddelerinin uygulamasında sigortalı sayılmazlar.
5510 sayılı Yasa’nın 9.maddesinde “Sigortalılığın Sona Ermesi” düzenlenmiş ve 1.fıkrasının (b) bendinin 5.altbendinde “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetlerinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamına girdiği tarihten” itibaren sigortalılıklarının sona ereceği belirtilmiştir.
Öte yandan, sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılması gerektiği de 5510 sayılı Yasa’nın 53.maddesinin 1.fıkrası gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 506 sayılı Yasa kapsamında ilk defa 07/04/1969 tarihinde çalışmaya başladığı, davacının 06/05/2009-07/04/2010 tarihleri arasında 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-a bendi kapsamındaki sigortalı çalışmalarının bulunduğu, 08/09/1997 tarihinde başlayan Sorgun Ziraat Odası kaydının 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihi itibariyle devam ettiğinin anlaşılması üzerine 01/10/2008 tarihi itibariyle 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-b (4.) alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescilinin yapıldığı ve 29/04/2010 tarihli muafiyet belgesi nedeniyle sigortalılığının durdurulduğu, davacının 4/1-b (4.) alt bendi kapsamında sigortalı tescilinin yapıldığı tarihten sonra da 4/1-a bendi kapsamında çalışmaya devam ettiği, davacının tarımsal faaliyetine karine teşkil eden Sorgun Ziraat Odasında 08/09/1997 tarihinde başlayan kaydının halen devam ettiği, 28/01/2000 ve 19/01/2001 tarihlerinde kadastrodan adına tescil edilen tarım arazisi vasfında taşınmazlarının bulunduğu, 2005-2007 yılları arasında doğrudan gelir desteği aldığı, kolluk tarafından düzenlenen 26/06/2010 tarihli tutanakta davacının 1990 yılından beri ara vermeksizin tarımla uğraştığının belirlendiği, muhtar beyanından davacının 57 dönüm tarlasını 2000 yılından bu yana kendi adına ekip biçtiği ve tarktörünün bulunduğu, ve böylece davacının 01/10/2008- 29/04/2010 tarihleri arasında tarımsal faaliyette bulunduğu ve Yasa’nın 4/1-b (4.) alt bendi kapsamında sigortalı sayılması gerektiği, 5510 sayılı Yasa’nın Yasa’nın 53.maddesine göre bu tarihler arasındaki döneme isabet eden 4/1-a bendi kapsamındaki sigortalı çalışmalarına hukuki değer verilemeyeceği anlaşılmakla istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.Başkan