Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/14175 E. 2012/12421 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14175
KARAR NO : 2012/12421
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum işleminin iptali ile yersiz ödenen cezanın faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacıya ait işyerinde yapılan denetim sonucunda düzenlenen rapora göre sigortasız çalıştırılan işçinin işe giriş bildirgesinin verilmemesi ve işyeri tescilinin yapılmaması nedeniyle Kurumca resen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı borcu ile idari para cezası ve ferilerinin geçersizliğinin tespiti ile davalı Kuruma ödenen 10.341,46 TL’nin 26.08.2004 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, idari para cezası ve ferilerinin geçersizliğine ilişkin dava dilekçesinin idari yargı görev alanında olması nedeniyle görev yönünden reddine,tahakkuk ettirilen prim borcunun geçersizliğinin tespitine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın (4958 sayılı Yasanın 37.maddesi ile değişik) 79. maddesinin 13. fıkrası ve 5510 sayılı Yasanın (5754 sayılı Yasa’nın 50 maddesi ile değişik) 86/c-7 fıkrası uyarınca; işverenin tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde ilgili kurum ünitesine itiraz edilebileceği, itirazın reddi halinde, işverenin kararın tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili mahkemeye başvurabileceği hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan, 09.05.2007 tarihli 5655 sayılı Yasanın 2.maddesi ile değişik 506 sayılı Yasa’nın 140. maddesinin son fıkrasınca ;İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî para cezası kesinleşir. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenmeyen idarî para cezaları, bu Kanunun 80 inci maddesi hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. İdarî para cezalarının, Kuruma itiraz ve yargı yoluna başvurulmaksızın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, idarî para cezalarına karşı Kuruma itiraz etme veya yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Ancak, Kurumca itirazın reddedilmesi veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi halinde, daha önce tahsil edilmemiş olan dörtte birlik ceza tutarı, 80 inci madde hükmü de dikkate alınarak tahsil edilir.
Diğer yandan, uyuşmazlıkların çözüm yeri başlıklı 506 sayılı Yasanın 134.maddesine göre ise, bu kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür.
Somut olayda, prim ve idari para cezasına ilişkin borcun davacıya 17.05.2004 tarihinde tebliğ edildiği, işverenin 27.05.2004 tarihinde kurum ünitesine itiraz ettiği, Kurum itiraz komisyonunun 05.08.2004 tarihinde verdiği iki ayrı karar ile davacının prim ve idari para cezasına yaptığı itirazları reddettiği, red kararlarının davacıya 16.08.2004 tarihlerinde tebliğ edildiği, davacının ise 26.08.2004 tarihinde talep edilen prim ve gecikme zammı borcunu ihtirazi kayıt ile Kuruma ödediği, aynı zamanda idari para cezasının iptali için süresi içinde idare mahkemesinde, ihtirazi kayıtla ödediği miktarın istirdadı için de iş mahkemesinde bu davayı açtığı, idare mahkemesince verilen red kararının Danıştay tarafından bozulduğu ve halen idare mahkemesindeki yargılamanın sürdüğü, dolayısıyla Kurumca tahakkuk ettirilen idari para cezasının henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, dava, Kurumca tahakkuk ettirilen ve davacı tarafça ihtirazi kayıtla ödenen prim
ve idari para cezası borcunun istirdadı istemine ilişkin olup 506 sayılı Yasanın 134.maddesine göre uyuşmazlığın çözüm yeri iş mahkemesidir.Bu nedenle mahkemece işin esasına girilerek idari yargıda açılan davanın sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının komisyon kararına karşı idare mahkemesinde açtığı davanın sonucunu beklemek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.