YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14314
KARAR NO : 2012/11698
KARAR TARİHİ : 19.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurumca düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı Kurumun 1996,1997,1998 yıllarına ait prim borçları nedeniyle tebliğ ettiği ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalı SGK tarafından aleyhine yapılan 2007/1565 sayılı takibe itirazın 1996 ve 1997 yıllarına ilişkin 38,37 TL prim alacağı ile 848,03 TL gecikme zammı toplamı 886,39 TL yönünden zamanaşımı nedeniyle iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece takibe konu alacağın 10 yıllık tahsil zamanaşımına tabi olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de zamanaşımı süresine ilişkin değerlendirmede hataya düşüldüğü görülmektedir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 80.maddesinde 3917 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 sayılı Kanun’la yapılan bu değişiklik aynı Kanun’un 8.maddesi hükmüne göre 08/12/1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra, 24/06/2004 tarih ve 5198 sayılı Kanun’la aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06/07/2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından 3917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/12/1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Kanun’un yürürlüğü sonrasına ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek, zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08/12/1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanun’un getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 sayılı Kanun’un zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.
6183 sayılı Kanun’un 103.maddesinde zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
Davacıya gönderilen ödeme emrine konu prim borcu 1996/8,11,12, 1997/9,10, 1998/1,3,4,6,7,9. aylarına ilişkindir. Prim borçlarında tahsil zamanaşımı borcun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenir. 08/12/1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları için zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. Ödeme emrinin 19/10/2009 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, zamanaşımını kesen bir halin bulunmadığı, davanın 23/10/2009 günü açıldığı ve böylece dava tarihi itibariyle tahsil zamanaşımının dolduğu anlaşılmakla, davacının tahsil zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı olarak sorumlu olmadığına karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önündetutulmaksızın yerinde olmayan gerekçeyle tahsil zamanaşımının 10 yıl olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.