YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14334
KARAR NO : 2011/3354
KARAR TARİHİ : 11.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, tarım … sigortalılığının halen devam ettiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 2926 sayılı Yasa’ya göre Tarım … sigortalılığının devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 01.08.1987 tarihinde başlayan tarım … sigortalılığının kısa süreli SSK’lı çalışmaları dışlanarak yeniden tescilinin yapıldığı 01.02.2007 tarihine kadar devam ettiğinin tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesine koşut geçmiş Tarım … hizmetlerinin tespitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile 7. madde de belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından Tarım … sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır.Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurumca resen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesi kapsamında Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek …’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. …’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı resen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği resen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, Tarım Satış Kooperatifler Kanununa göre kurulan … Kooperatifleri ile Birliği, T. … Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.
Öte yandan Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş Görüşlerindendir.
Yapılan incelemede davacının 01.08.1987 tarihinde davalı Kuruma Tarım … sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, 24.03.1997 tarihinde ilk prim ödemesini yaptığı, daha sonra 02.10.2006 tarihinde başlayıp devam eden prim ödemelerinin bulunduğu, Ziraat Odası üyeliğini ve … Kooperatifi ortaklığının bulunmadığı, kiraladığı zirai arazilerde tarımsal faaliyette bulunduğu, ayrıca 01.08.1995 tarihinden itibaren 1995 yılında 75 gün, 1996 yılında 9 gün, 1997 yılında 170 gün, 1998 yılında 111 gün, 2001 yılında 27 gün, 2005 yılında 52 gün ve 2006 yılında 80 gün kısa süreli 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı çalışmaları bulunduğu, 01.08.1995 tarihinde başlyan 506 sayılı Yasaya tabi çalışmaları nedeniyle Tarım … sigortalılığının 31.07.1995 tarihi itibariyle terkin edildiği görülmüştür.
Davacının terkin edildiği 31.12.1987 tarihinden sonra 506 sayılı Yasa’ya tabi kısa süreli sigortalılığının bitiminden itibaren Tarım … sigortalılığının devam edilebilmesi için tarımsal faaliyetin devam ettiğinin zirai kayıtlarla ispatlanması gerekir. Somut olayda davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının başlaması nedeni ile Tarım … sigortalılığı sona erdikten sonra ilk prim ödemesi olan 24.03.1997 tarihine kadar tarımsal faaliyette bulunduğunu gösteren bir zirai kaydının bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle davacının 24.03.1997 tarihindeki prim ödemesini takip eden ay başı olan 01.04.1997 tarihinden itibaren 31.12.1997 tarihine kadar olan dönem için çakışan 506 Sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalı çalışmaları dışlanarak verilen karar yerinde ise de tarımsal faaliyetini ısbatlayamadığı diğer sürelere ilişkin istemin kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; tanık anlatımlarında davacının kiraladığı arazilerde tarımsal faaliyette bulunduğu bildirildiğinden, varsa sözkonusu araziler ile ilgili kira sözleşmeleri köy ihtiyar heyeti karar defteri, özel idare kayıtları, muhtarlıkça tasdik edilmiş kira sözleşmesi araştırılarak ihtilaf konusu dönem yönünden kira sözleşmelerinin bulunması halinde şimdiki gibi tespit kararı vermek aksi takdirde 01.04.1997- 31.12.1997 tarihleri arasındaki 506 Sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalı çalışmaları dışlanarak tespit kararı vermek, diğer süreler yönünden ise istemin reddine karar vermektir.
Mahkemece eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucuyazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.