YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14343
KARAR NO : 2011/3155
KARAR TARİHİ : 05.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin 1.2.2008- 9.5.2009 tarihleri arası tarım … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının eşi muris …’ın 1.2.2008-9.5.2009 tarihleri arasındaki 2926 sayılı Yasa’ya tabi tarım … sigortalılığının iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının eşi-muris …’ın 11.1.2008 tarihli tescil başvurusuna istinaden Kurumca 1.2.2008 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa’ya tabi tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği, 9.5.2009 (ölüm) tarihine kadar 1 yıl 3 ay 8 gün sigortalılık süresinin bulunduğu, hiç prim ödemediği, 29.6.2010 tarihi itibariyle 2.151.00 TL borçlu olduğu, murisin 21.3.2005-25.8.2008 tarihleri arasında ziraat odası ve 14.9.1990 tarihinden itibarende tarım kredi kooperatif kaydının devam ettiği, tapulu taşınmazının bulunduğu, tarımsal kredi kullanmadığı, 1998-2005 yılları arasında teslim ettiği ürünlerden prim kesintisinin yapıldığı, muhtarlıkça ve zabıta tespitinde tarım yaptığının bildirildiği, 1974 yılından itibaren kısa süreli ve 10.10.2008-10.2.2009 tarihleri arasında 122 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmalarının olduğu, davacının 30.6.2009 tarihli tahsis başvurusunun, Kurumca sigortalı murisi-eşinin 31.12.2009 itibariyle 2.063,59 TL prim borcu olup, söz konusu borcun ödenmesi ve askerlik borçlanmasıyla birlikte 5 tam yılı doldurduğunda ölüm aylığı alabileceği gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp çakışan sigortalılık olarak adlandırılan böyle durumlarda zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde sorun önceden başlayıp devam eden sigortalılığa geçerlilik tanınarak çözümlenmektedir. Ayrıca 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık ile çakıştığında 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığa öncelik verilip, çakışan tarım … sigortalılığının iptali gerekir. Tarım … sigortalılığının sona ermesini düzenleyen 2926 sayılı Yasanın 6/b maddesine göre “..diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıkları sona erer…” hükmüne göre davacının murisinin 1.2.2008 tarihinden itibaren tarım … sigortalılık şartlarına sahip olması nedeniyle sigortalılığının tümden iptali mümkün olmayıp, sadece 506 sayılı Yasa ile çakışan dönemi olan 10.10.2008-10.2.2009 tarihleri arasındaki süresi iptal edilecektir.
Sözü edilen sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesine göre, herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa’nın 60. maddesinde ise, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 4/b-4 maddesinde bu ilke aynen benimsenerek tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları bildirilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez.
Öte yandan 2926 sayılı Yasa’nın 6/b maddesi hükmüne göre, “diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalılıkları sona ereceği, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 4/b-4 maddesi ile “tarımsal faaliyette bulunanların bu kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılacağını”, 5510 sayılı Yasa’nın 6/i maddesi “Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin bu kanunun kısa ve uzun madeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılmayacağı”, 5510 sayılı Yasanın 8/3 maddesi ” tarımsal faaliyeti bulunanların kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt tarihinden itibaren ilgili Kurum ve Kuruluş ve birliklerin sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyerek en geç bir ay içinde Kuruma vermekle yükümlü olduklarını, ayrıca tarımla uğraşanların kendilerinin de bildirim yapabileceklerinin belirtildiği” 5510 Sayılı Yasanın 9/b-5 maddesi “Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetlerinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamına girdiği tarihten itibaren sigortalılığının sona ereceği” ve 13.02.2011 tarihli 1.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 Sayılı Yasanın 33 maddesi ile değiştirilen 5510 Sayılı Yasanın” sigortalılık hallerinin birleşmesi” başlıklı 53/1 maddesinde ise “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı” belirtilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında somut olayda 1.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 6111 Sayılı Yasanın 33 maddesi ile değişik 53/1 maddesinin yürürlüğe girme tarihinden itibaren olmak üzere tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Yapılacak iş; davacının eşi-muris …’ın 1.2.2008 tarihinden itibaren tarım … sigortalılık şartlarına sahip olması nedeniyle sigortalılığının tümden iptali mümkün olmayıp, sadece 506 sayılı Yasa ile çakışan dönemi olan 10.10.2008-10.2.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin tarım … sigortalılığının iptaline karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.